Çin’in Hint-Pasifik bölgesinde hızla büyüyen deniz gücü, küresel askeri dengeleri yeniden şekillendiriyor. Yaklaşık 400 parçalık devasa bir donanmaya ulaşan Pekin yönetimine karşı operasyonel gemi sayısını 300 seviyesinde tutmakta zorlanan ABD, çareyi yüzyıllık tedarik politikalarını değiştirmekte buldu.
Yaklaşık 100 yıldır savaş gemilerini tamamen kendi tersanelerinde inşa eden Washington yönetimi, üretim süreçlerini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla yabancı üreticilere kapı aralıyor. Orta Doğu medyasında geniş yer bulan analizlere göre, Pentagon’un sonbaharda ilan etmesi beklenen milyarlarca dolarlık dev fırkateyn ihalesinde Türkiye en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor.
Asya Devleriyle Amansız Rekabet: Türkiye Masada
İsrail’in önde gelen yayın organlarından Jerusalem Post’ta yer alan değerlendirmelere göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki son temasların ardından Ankara’nın ihaleye katılım ihtimali oldukça güçlendi.
Milyarlarca dolarlık dev projede Türkiye’nin rakipleri ise Asya-Pasifik bölgesinin teknoloji devleri Japonya ve Güney Kore olacak. İhalede Türkiye’nin İstanbul sınıfı fırkateyni; Güney Kore’nin Chungnam ve Japonya’nın Mogami sınıfı savaş gemileriyle kıyaslanacak.

"İstanbul Sınıfı" Neden Rakiplerinin Önüne Geçiyor?
Türk savunma sanayisinin son yıllarda yakaladığı yerlilik oranı ve üretim disiplini, uluslararası analizlerde ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Analizlerde 113 metre uzunluğuna ve yaklaşık 3 bin 100 ton deplasmana sahip İstanbul sınıfı fırkateynlerin teknik ve lojistik avantajları şu başlıklar altında sıralanıyor:
Yerli Silah ve Radar Sistemleri: 16 hücreli dikey atım sistemi, 76 mm ana top, milli imkanlarla geliştirilen ATMACA gemisavar füzeleri ve ASELSAN imzalı AESA radar teknolojisi.
Maliyet Efektif Yapı: Rakiplerine kıyasla sunduğu yüksek performans-fiyat oranı.
Çoklu Üretim Hattı Gücü: Türkiye genelindeki özel ve askeri tersanelerin aynı anda birden fazla gemiyi inşa edebilme yeteneği.
Washington – Ankara Hattında Yeni Bir Dönemin Kapısı Aralanabilir
ABD’nin bugüne kadar Türkiye’den doğrudan büyük ölçekli bir savaş gemisi platformu tedarik etmediğine dikkat çekilen haberlerde, olası bir anlaşmanın stratejik boyutuna vurgu yapılıyor. Türk yapımı bir platformun tercih edilmesi durumunda iki ülke arasındaki savunma ve askeri iş birliği ilişkilerinin tarihi bir ivme kazanacağı ifade ediliyor.
Pentagon’un planladığı modele göre, ihale sürecini kazanan yabancı üreticiler ilk gemilerin üretimini kendi tesislerinde gerçekleştirecek. Ardından gelen süreçte ise Amerikan tersanelerine teknik eğitim, teknoloji transferi ve yerel üretim desteği sağlanarak ABD’nin donanma kapasitesi kısa sürede tahkim edilecek.