İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Orta Doğu çevresinde ve içinde “ittifaklar altıgeni” adını verdiği bütüncül bir sistem kurma vizyonuna sahip olduğunu açıklamıştı. Netanyahu, bu ittifakın Hindistan, çeşitli Arap ve Afrika ülkeleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Akdeniz uluslarını ve Asya’dan detay vermediği bazı ülkeleri kapsadığını belirtmişti.
Netanyahu, söz konusu vizyon hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmazken, amacını “hem çok sert darbeler indirdiğimiz radikal Şii eksenine hem de ortaya çıkan radikal Sünni eksenine karşı gerçeklik, zorluklar ve hedefler konusunda aynı görüşte olan uluslardan oluşan bir eksen oluşturmak” sözleriyle ifade etmişti.
İsrail Basınında “Sünni Ekseni” İddiası
İsrail basınında yer alan değerlendirmelerde, Türkiye ile birlikte Mısır, Katar, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu ülkelerin bir “Sünni ekseni” oluşturabileceği öne sürüldü. Bu çerçevede Orta Doğu’daki güç dengelerinin İsrail etrafında yeniden şekilleneceği vurgulandı.
Haber platformu Mida tarafından yayımlanan ve Avrupa merkezli Gatestone Enstitüsü’nün araştırmasına dayandırılan raporda, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sünni çoğunluklu devletler arasında iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir diplomatik girişim başlattığı ifade edildi.
Diplomatik Girişim ve Bölgesel Temaslar
Raporda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yalnızca eski bölgesel rakiplerle uzlaşmayı değil, İsrail’i çevreleyen ve “Sünni ekseni” olarak tanımlanan koordineli bir siyasi ve stratejik blok oluşturmayı hedeflediği iddiasına yer verildi.
Şubat 2026 döneminde Mısır ve Suudi Arabistan’a gerçekleştirilen ziyaretler ile İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ın ağırlanmasının, Körfez ülkeleriyle normalleşmeyi hedefleyen yeni bir sürecin parçası olduğu belirtildi. Aynı kapsamda Türk hava savunma sistemleri ve mühimmat teslimatlarının beklendiği bilgisi paylaşıldı.
Mısır’ın Rolü ve Süveyş Kanalı Vurgusu
Raporda, stratejik plan kapsamında Mısır’ın ittifaka dahil olmasının önemine dikkat çekildi. Kahire yönetiminin Süveyş Kanalı üzerindeki kontrolü ile Kuzey Afrika ve Akdeniz güvenliğindeki merkezi rolünün, denklemin önemli unsurları arasında yer aldığı ifade edildi.
Mısır’ın olası katılımının, İsrail ekonomisi açısından hayati öneme sahip deniz yolları üzerinde lojistik bir kaldıraç sağlayabileceği öne sürüldü. Bu değerlendirme, İsrail basınındaki analizlerde ekonomik ve stratejik boyutuyla ele alındı.
İsrail medyasında yer alan söz konusu iddialar, Netanyahu’nun “altıgen ittifak” vizyonu ile birlikte bölgesel ittifak arayışlarının karşılıklı hamleler üzerinden değerlendirildiğini ortaya koydu.