Yeni Birlik Gazetesi Dünya İsrail basınından Türkiye itirafı: Onlar için kaybetmek söz konusu değil

İsrail basınından Türkiye itirafı: Onlar için kaybetmek söz konusu değil

İsrail’in Kanal 14 televizyonunda yayımlanan analizde, Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan askeri ve stratejik gücüne dikkat çekilerek, olası bir gerilimde Ankara’nın mutlak etkisi vurgulandı.

Orta Doğu’daki bölgesel dengeler ve artan askeri hareketlilik, İsrail medyasında Türkiye eksenli çarpıcı analizlerin yapılmasına neden oluyor. 

İsrail’in Kanal 14 televizyonunda Omri Haim ve Dror Balzada imzasıyla yayımlanan son analizde, Ankara’nın bölgedeki stratejik konumu ve askeri kapasitesi masaya yatırıldı. Analistler, mevcut şartlar altında Türkiye ile doğrudan bir savaş ihtimalini yakın vadede düşük görseler de Türkiye’nin sahadaki nüfuzunun İsrail için kritik bir eşiği temsil ettiğini belirtti.

Analizde, Türkiye’nin özellikle Suriye ve Gazze şeridindeki yerel aktörlerle kurduğu derin ilişkilerin, Ankara’ya operasyonel bir üstünlük sağladığı vurgulandı. Türkiye’nin askeri modernizasyonu ve savunma sanayii atılımlarına atıfta bulunulan metinde, olası bir çatışma senaryosuna ilişkin "Böyle bir durumda Türkiye için kaybetmek söz konusu değil" ifadelerine yer verilerek, Türk ordusunun bölgedeki caydırıcılığına dikkat çekildi. 

NATO üyeliği ve çok yönlü diplomasi

İsrailli uzmanlar, Türkiye’nin sadece askeri bir güç olmadığını, aynı zamanda NATO üyeliği ve yürüttüğü çok yönlü dış politika sayesinde diplomatik bir denge unsuru olduğunu altını çizdi. Ankara’nın bölgesel kararlarda belirleyici rol oynamasının, İsrail’in stratejik hesaplarını zorlaştırdığı ifade edildi. Haber programında, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik sert söylemlerinin ardından, sahadaki gerçekliğin söylemlerden çok daha karmaşık olduğu kaydedildi.

"İsrail ABD'den yardım talep edebilir"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD’li gazeteci Curt Mills de İsrail’in kapasitesine dair önemli bir saptamada bulundu. Mills, İsrail’in Türkiye gibi büyük ölçekli ve yüksek kapasiteli bir güçle yaşayacağı doğrudan bir gerilimi tek başına yönetmesinin zor olduğunu belirtti. 

Mills, "İsrail, Türkiye'ye karşı bir gerilim durumunda Washington’dan askeri ve lojistik destek talep etmek zorunda kalabilir" diyerek, Tel Aviv’in ABD’nin doğrudan müdahalesi olmadan bölgede tam hakimiyet kuramayacağını iddia etti.

2026 yılı itibarıyla Türkiye’nin yerli savunma sanayii projelerinde ulaştığı %85’lik yerlilik oranı ve insansız hava araçları (İHA/SİHA) segmentindeki küresel liderliği, bölgesel askeri doktrinlerin yeniden yazılmasına neden olmuştur. Askeri literatürde "A2/AD" (Erişimi Engelleme ve Bölgeden Men Etme) kapasitesi olarak adlandırılan bu güç, Türkiye’nin çevresindeki deniz ve kara sınırlarında yabancı bir gücün operasyon yapmasını son derece maliyetli ve riskli hale getirmektedir. İsrailli analistlerin "kaybetmek söz konusu değil" vurgusu, bu teknik ve stratejik üstünlüğün bölge ülkeleri tarafından kabul edildiğinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.