Yeni Birlik Dünya İsrail hapishanelerinde dehşetin belgesi: Hücre içinde yakın mesafeden ateş açtılar!

İsrail hapishanelerinde dehşetin belgesi: Hücre içinde yakın mesafeden ateş açtılar!

İsrail merkezli iki insan hakları örgütü, hapishanelerde gardiyanların tutuklulara hücre içinde yakın mesafeden ateş açtığını belgeleyen sarsıcı bir rapor yayımlayarak uygulamanın "rutin şiddet aracına" dönüştüğünü duyurdu.

İsrail merkezli iki insan hakları kuruluşu, ülke genelindeki cezaevlerinde tutuklulara yönelik orantısız güç kullanımının ulaştığı ürkütücü boyutları gözler önüne seren ortak bir rapora imza attı. İsrail'de İşkenceye Karşı Kamusal Komite (PCATI) ile İnsan Hakları İçin Doktorlar (PHR) örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı çalışma, gardiyanların hücre içlerinde tutukluları yakın mesafeden hedef alarak ateş açtığını ve bu durumun kalıcı ağır yaralanmalara yol açtığını ortaya koydu.

Çoğunluğu son bir yıl içinde kaydedilen 22 ayrı tanıklığa dayandırılan raporda, biri Yahudi tutuklu, 21'i ise Filistinli esir olmak üzere çok sayıda kişinin kauçuk, plastik ve sünger kaplı mühimmatlarla doğrudan hedef alındığı belgelendi.

Hücre İçinde Yakın Mesafeden Ateş

Raporun en dikkat çekici noktalarından biri, ateş açma eylemlerinin gerçekleştiği alanlar oldu. Ortaya koyulan ifadelere göre gardiyanlar, tutukluların kaçma, saklanma ya da kendilerini koruma imkanının tamamen bulunmadığı dar hücrelerde ateş açtı. Ofer, Ganot, Ketsiot, Gilboa, Megiddo, Nitzan ve Eshel cezaevlerinde kayda geçen vakalar, baskınlar ve gerekçesiz müdahaleler sırasında şiddetin boyutunu gözler önüne seriyor.

Tıbbi kayıtlarla doğrulanan tanıklıklar, uygulanan şiddetin ne denli ağır sonuçlar doğurduğunu kanıtlıyor:

Organ Kaybına Yol Açan Müdahale: Geçen yılın haziran ayında Soroka Hastanesine kaldırılan 45 yaşındaki bir Filistinli esirin, yakın mesafeden isabet eden kauçuk mermi nedeniyle testisinde ağır doku harabiyeti oluştuğu ve sağ testisinin ameliyatla alındığı tıp raporlarına yansıdı.

Platin Takılan Bacaklar: Bir diğer vakada, hücresinde vurulan esirin sol bacağında kırık meydana geldiği ve yine tıbbi müdahale sonucu bacağına platin takıldığı doğrulandı.

Protestoya Elektroşoklu Yanıt: Ofer Hapishanesinde aylarca uyuz tedavisi uygulanmamasını protesto ederek hücresine dönmeyi reddeden bir esire ateş açıldığı, ardından kafasında elektroşok cihazı kullanıldığı aktarıldı.

Panik Atak Geçirene Mermi Yağmuru: Nitzan Hapishanesinde panik atak krizi geçiren bir tutuklunun ise vücudunun alt kısmına çok sayıda kauçuk mermi sıkılarak etkisiz hale getirildiği kaydedildi.

İsrail Hapishane İdaresi Şiddeti Kabul Etti, Mühimmatı Gizledi

İki kurumun belgelediği dehşet verici verilerin ardından İsrail Hükümeti Hukuk Danışmanı ve Hapishane İdaresine yapılan resmi başvuruda, tutuklulara yönelik "kontrolsüz ateş açma" uygulamasının derhal sonlandırılması istendi. Hak savunucuları, kullanılan mühimmat türlerinin ve müdahale talimatlarının kamuoyuna açıklanmasını talep etti.

Hapishane İdaresi ise verdiği resmi yanıtta tutuklulara karşı "daha az öldürücü araçlar" kullanıldığını doğruladı. Bu araçların "operasyonel ihtiyaçlar" kapsamında "hesaplanmış ve orantılı" şekilde devreye sokulduğunu savunan idare; güvenlik gerekçelerini öne sürerek kullanılan mühimmatın detaylarını açıklamayı ve uygulamayı durdurmayı reddetti. Hak örgütleri, bu yanıtın Hapishane İdaresinin orantılılık ve gücü son çare olarak görme ilkesine dayanan kendi iç tüzüğüyle çeliştiğine dikkat çekiyor.

"Şiddet İdare Eliyle Rutinleştiriliyor"

İnsan Hakları İçin Doktorlar Örgütü Esir ve Mahkumlar Departmanı Direktörü Muhanned Ebu Guş, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede esirlere ateş açılmasının yeni bir durum olmadığını ancak son dönemde "emsalsiz bir tırmanışa" geçtiğini vurguladı. Ebu Guş, yaralanmaların şiddetli kanama, kemik kırıkları ve iç organ hasarı gibi hayati tehlike yaratan boyutlara ulaştığını ifade etti.

İşkenceye Karşı Kamusal Komite Hukuk Departmanı Direktörü Avukat Merav Ben-Zeev ise yetkililerin tutumunu sert bir dille eleştirdi. Ben-Zeev, kullanılan mühimmatın "daha az öldürücü" olarak nitelendirilmesinin durumu hafifletmediğini, cezaevlerindeki karartmayı artırdığını belirterek uygulamalara karşı hukuki mücadeleyi büyüteceklerini aktardı.