İsrail ile Filistin arasındaki gerilim bu kez ekonomi ve finans hatlarında tırmanıyor. İsrail parlamentosunun (Knesset), Filistin yönetimi adına toplanan gümrük ve vergi gelirlerinden yeni kesintiler yapılmasını içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etmesi, Filistin kanadında çok sert bir karşılık buldu. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Ulusal Konsey Başkanı Ruhi Fettuh, Tel Aviv yönetiminin bu adımını "sistematik bir mali korsanlık ve çete eylemi" olarak tanımladı.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’da yayımlanan açıklamasında Fettuh, söz konusu tasarının işgal altındaki bir halkın meşru haklarını gasp etmek ve bu kaynakları İsrail'in kendi siyasi ve sömürgeci ajandalarına hizmet ettirmek amacıyla kullanmak anlamına geldiğini vurguladı.
"Bu Bir Lütuf Değil, Filistin Halkının Kendi Geliridir"
Filistinli yetkililer, İsrail tarafından alıkonulan gümrük fonlarının kesinlikle bir hibe, bağış ya da yardım olmadığını, tamamen Filistin halkının ticari faaliyetlerinden doğan öz gelirleri olduğunun altını çiziyor. Ruhi Fettuh, yaklaşık 14 milyar şekel (yaklaşık 4,6 milyar dolar) tutarındaki devasa bir bütçenin rehin tutulmasının, bir kısmına el konulmasının ve bu paraların yerleşimcilerin faaliyetlerini finanse etmek üzere kullanılmasının uluslararası insancıl hukukun ve taraflar arasında imzalanmış bağlayıcı anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu belirtti.
Fettuh’a göre, İsrail’in bu finansal blokaj politikası, Filistin yönetimine bağlı resmi kurumları işlevsizleştirmeyi, ulusal ekonomiyi tamamen çökertmeyi hedefleyen organize bir "toplu cezalandırma" ve "mali şantaj" modelinden başka bir şey değil.
Uluslararası Topluma "Ekonomik Suçu Durdurun" Çağrısı
Krizin ulaştığı boyutlar karşısında başta ABD yönetimi olmak üzere Birleşmiş Milletler, uluslararası finans kuruluşları ve insan hakları örgütlerine seslenen FKÖ yetkilisi, küresel aktörlerin yasal ve ahlaki sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Dünyanın bu "ekonomik suça" karşı sessiz kalmaması gerektiğini belirten Fettuh, İsrail'i Filistin’e ait gümrük fonlarını derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakmaya zorlayacak acil önlemlerin alınması çağrısında bulundu.
İsrail’in Gerekçesi: "Tazminat Fonu Oluşturmak"
Madalyonun İsrail tarafında ise süreç hızla ilerliyor. İsrail Meclisi'nin ilk onayından geçen tasarı, yasalaşma sürecinin ikinci ve üçüncü oylamaları öncesinde daha detaylı bir şekilde olgunlaştırılmak üzere Meclis Dışişleri ve Savunma Komitesine sevk edildi.
İsrail basınında yer alan iddialara göre, dondurulan bu devasa fonların "Gazze kaynaklı saldırılardan zarar gören İsrail vatandaşlarına tazminat ödenmesi" amacıyla kullanılması planlanıyor. Tel Aviv yönetimi, uzun süredir bu gelirleri "teröre destek sağlandığı" iddiasıyla elinde tutarak Filistin üzerindeki mali baskıyı bir manivela olarak kullanıyor.
Paris Ekonomik Protokolü ve Filistin Ekonomisinin Can Damarı
Yaşanan bu son kriz, Filistin ekonomisinin kırılgan yapısını ve İsrail’e olan yapısal bağımlılığını bir kez daha gözler önüne serdi. İki taraf arasında 1994 yılında imzalanan Paris Ekonomik Protokolü uyarınca İsrail, Filistin topraklarına giriş yapan ürünlerin gümrük vergilerini Filistin yönetimi adına tahsil etmek ve aylık periyotlarla Filistin Maliye Bakanlığına devretmekle yükümlü.
"Gümrük/makas parası" olarak da bilinen bu vergiler, Filistin’in toplam kamu gelirlerinin yaklaşık yüzde 56'sını oluşturuyor. Dolayısıyla bu fonların kesilmesi ya da geciktirilmesi, Filistin hükümetinin memur maaşlarını ödeyememesi, temel kamu hizmetlerinin (sağlık, eğitim, altyapı) durma noktasına gelmesi ve özel sektör ile bankacılık sistemine olan borçların çevrilememesi anlamına geliyor. 2019 yılından bu yana kademeli olarak genişletilen bu kesinti politikası, işgal altındaki topraklarda sürdürülebilir bir yaşamı ve kurumsal işleyişi her geçen gün daha da imkansız hale getiriyor.