Yeni Birlik Gazetesi Dünya İsrail'in Güney Lübnan'da vazgeçemediği stratejik nokta: Ali et-Tahir Tepesi

İsrail'in Güney Lübnan'da vazgeçemediği stratejik nokta: Ali et-Tahir Tepesi

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde ateşkese rağmen hedef aldığı stratejik Ali et-Tahir Tepesi, hakim konumu ve alt yapı iddialarıyla çatışmaların yeni merkez üssü haline geldi.

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde sağlanan ateşkese ve varılan çerçeve anlaşmaya rağmen bölgedeki askeri hareketliliğini ve hava saldırılarını sürdürüyor. Nebatiyye vilayetinde yer alan ve yaklaşık 600 metre yüksekliğe sahip Ali et-Tahir Tepesi, İsrail Kuzey Komutanlığı’nın öncelikli operasyonel hedeflerinden biri haline gelmiş durumda. Son olarak fosforlu mühimmatın da kullanıldığı yoğun bombardımanlar, Tel Aviv yönetiminin bölgedeki hakimiyetini sağlamlaştırma isteğini gözler önüne seriyor.

İsrail makamları saldırıların gerekçesi olarak tepe çevresinde Hizbullah tarafından gerçekleştirilen eylemleri gösterirken, Hizbullah cephesi ise tırmanan gerilimin arkasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun iç siyasete ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarına yönelik hamlelerinin yattığını savunuyor.

Bölgeye Hakim 600 Metrelik Askeri Gözlem Noktası

Ali et-Tahir Tepesi, Dabbşe ve Ras et-Tahra tepeleriyle birlikte stratejik bir yükselti silsilesi oluşturuyor. Kefertibnit ve Nebatiyye el-Fevka beldeleri arasında, Litani Nehri'nin kuzeyinde konumlanan tepe, coğrafi avantajı sayesinde son derece geniş bir alanı doğrudan gözlemleme imkanı sunuyor.

Deniz seviyesinden 600 metre yüksekte bulunan bu nokta; Nebatiyye, İklim et-Tuffah, Cebel er-Reyhan ve Litani Nehri çevresindeki tüm hareketliliği denetleme fırsatı sağladığı için askeri açıdan vazgeçilmez bir değer taşıyor.

Tünel İddiaları ve Hizbullah Faktörü

Tepenin stratejik değerini artıran bir diğer unsur ise altındaki askeri altyapı iddiaları. İsrail merkezli düşünce kuruluşları ve güvenlik kaynakları, Ali et-Tahir Tepesi'nin altında Hizbullah'a ait uzunluğu 1 kilometreyi bulan stratejik tünel ağları, sığınaklar ve tahkimatlar bulunduğunu öne sürüyor. Hizbullah bu iddialara ilişkin resmi bir doğrulama ya da yalanlamada bulunmazken, tepedeki askeri varlığın sürdüğünü vurguluyor.

Tepenin askeri geçmişi 1982 yılındaki İsrail işgaline kadar uzanıyor. İsrail ordusu, 2000 yılındaki çekilme sürecine kadar bu noktayı ana mevzilerinden biri olarak kullandı. Günümüzde de Şakif Kalesi ile birlikte bölgedeki en kritik kontrol noktalarından biri olarak kabul ediliyor.

Kalıcı İşgal ve Genişleyen Güvenlik Şeridi

Saha verileri ve uydu görüntüleri, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki varlığını geçici bir operasyonun ötesine taşımak istediğini gösteriyor. İsrail ordusunun bölgede yaklaşık 602 kilometrekarelik bir alanı kontrol altında tuttuğu, en az 7 yeni askeri üs kurduğu ve kilometrelerce uzunlukta yeni lojistik yollar inşa ettiği belirtiliyor.

İsrail Savunma Bakanlığı ve askeri kanattan yapılan açıklamalar, ordunun bölgeden kısa vadede çekilmeyeceğine işaret ediyor. Lübnan sınırları içerisinde onlarca köyün yıkıldığı ve kalıcı altyapı çalışmalarının yapıldığı bu süreçte Tel Aviv yönetimi, Hizbullah tamamen silahsızlandırılana kadar "güvenlik şeridi" stratejisini koruyacağını ifade ediyor.

Diplomatik Çerçeveye Rağmen Tırmanan Çatışma

ABD arabuluculuğunda 26 Haziran'da imzalanan ve kademeli çekilmeyi öngören çerçeve anlaşmaya rağmen sahada çatışmalar durmuş değil. Hizbullah’ın meşruiyetini tanımadığı ve iç savaşa yol açabileceği gerekçesiyle karşı çıktığı anlaşma süreci işlerlik kazanmakta zorlanırken, İsrail'in sınır hattının derinliklerine yönelik bombardımanları ve işgal adımları bölgedeki insani ve askeri krizi derinleştirmeye devam ediyor.