İngiltere, Fransa ve Kanada'nın öncülük ettiği 12 Batılı ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan ve uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen İsrail yerleşimleriyle ticari ve ekonomik ilişkileri yasaklama yönünde önemli bir karar aldı. Londra yönetiminin, E1 yasa dışı yerleşimi için ihale açılması gibi adımların “iki devletli çözüme zarar verdiğini” vurgulamasıyla devreye giren bu yasak, Tel Aviv yönetimiyle diplomatik gerilimi arttırdı. İsrail hükûmeti, bu adıma karşılık olarak İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki Başkonsolosluğunun kapatılması dahil bir dizi tedbir duyururken, bazı İngiliz milletvekillerine de ülkeye giriş yasağı getirdi.
"Adım Olumlu Ama Soykırımı Durdurmaktan Uzak"
Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden uluslararası hukuk uzmanı Dr. Shahd Hammouri ve Sussex Üniversitesi Emeritüs Profesörü Martin Shaw, söz konusu yasağın hukuki ve siyasi arka planını değerlendirdi. Uzmanlar, kararın yerleşimlerin hukuka aykırılığı ilkesi çerçevesinde olumlu bir gelişme olduğunu, ancak Gazze'deki kriz karşısında yetersiz ve ağırlıklı olarak sembolik kaldığını belirtti.
Dr. Hammouri, yerleşimlerin kurulduğu ilk günden bu yana gayrimeşrû olduğunu hatırlatarak devletlerin bu yapılarla ticaret yapmama yükümlülüğünün "tanımama" ilkesine dayandığını vurguladı. Bölgedeki şirketlerin gasbedilen su ve toprakları kullandığını ifade eden Dr. Hammouri, İngiltere'nin bu adımı atmakta çok geç kaldığını ve ideal olanın sadece yerleşim ürünleriyle sınırlı kalmayan; silah, enerji ve finansı kapsayan kapsamlı bir ambargo olduğunu dile getirdi. Bunun yanı sıra uygulamanın "asgari düzeyde" kaldığını belirterek "Üç yıl süren soykırımda İngiltere, İsrail'e karşı hiçbir ekonomik caydırıcı adım atmadı." dedi.
İç Siyasetin Rolü ve Stratejik Ortaklık
Profesör Martin Shaw ise Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) işgalin hukuka aykırılığını teyit eden kararının İngiltere tarafından kabul edilmesinin iki yıldan uzun sürdüğüne dikkati çekti. İngiltere'nin İsrail devleti yerine yalnızca yerleşimcileri ve onlarla iş yapan şirketleri hedef almasının, liberal çevreler ile İsrail muhalefetinden destek bulmasını sağladığını belirten Shaw, buna karşın Londra-Tel Aviv stratejik ortaklığının hâlâ geçerliliğini koruduğunu kaydetti.
Öte yandan uzmanlar, İngiltere'deki milyonlarca kişinin katıldığı sokak gösterilerinin ve Yeşiller Partisi ile sol kanadın baskısının hükûmeti bu adımı atmaya iten iç siyasi faktörler arasında yer aldığını vurguladı. İngiltere'nin kararının politika kökenli bir değişimden ziyade, iç kamuoyuna yönelik bir mesaj taşıdığı ifade edildi.