İsveç’te 13 Eylül’de gerçekleştirilecek genel seçimler öncesinde, 2023 yılında kurulan Vizyon Partisi (Visionpartiet), yazılı bir açıklama yayımladı. Parti, yaklaşan seçimleri ülke demokrasisi, azınlıkların korunması ve din özgürlüğü açısından kritik bir sınav olarak nitelendirdi. İsveç siyasi söyleminde uzun süredir terör ve aşırıcılık kavramlarının İslam ile aynı düzlemde ele alındığına dikkati çeken parti yönetimi, bu ayrımın zamanla sıradan Müslümanları ve ibadethaneleri hedef alan bir sürece evrildiğini belirtti.
Açıklamada, milliyetçiliği ve göçmen karşıtı çizgisiyle bilinen İsveç Demokratlarının, hükûmet bloğundaki artan etkisine vurgu yapıldı. Üst düzey siyasilerin camilerin kapatılması, kıyafet kısıtlamaları ve hatta bireylerin dinlerini terk etmesi yönündeki tartışmaları gündeme getirmesinin, toplumdaki gerilimi tırmandırdığı ifade edildi.
"İslam'dan Arındırma" Politikası Devlet Düzeyinde
Sorunun artık bireysel eleştirilerin ötesine geçerek bir "İslam'dan arındırma" projesine dönüştüğünü savunan Vizyon Partisi, azınlık haklarının korunmasının ülkenin demokratik direncini zayıflatmadığını, aksine güçlendirdiğini kaydetti. Bu kapsamda, İsveç'teki Müslümanların durumunu ele alan 21 sayfalık kapsamlı bir dosyanın, 88 farklı kaynak ve belge eşliğinde Birleşmiş Milletler'in (BM) 3 özel raportörüne sunulduğu hatırlatıldı.
Dosyada, durumun aşırılık çizgisinden uzaklaşarak doğrudan dinin kendisine, Müslüman kurumlarına ve sıradan vatandaşların ibadet özgürlüğüne yönelik bir baskıya dönüştüğü iddia edildi. BM raportörlerinden din ve inanç özgürlüğü ile ırkçılık kayıtlarını inceleyerek İsveç’e ortak bir bildirimde bulunmaları talep edildi.
Jomshof'un Söylemlerine Sert Tepki
İsveç Demokratları Milletvekili Richard Jomshof'un barışçıl Müslümanlara yönelik "Öncelikle Müslüman olmayı bırakabilirler." şeklindeki ifadelerine de açıklamada geniş yer ayrıldı. Benzer bir yaklaşımın diğer din mensuplarına veya ateistlere yöneltilmesi durumunda tepkinin büyüklüğünün hemen fark edileceğini belirten parti, meselenin inanç eleştirisinin ötesine geçerek barışçıl vatandaşların kimliklerinin hedef alınması haline geldiğini vurguladı.
Jomshof'un İslam'ı aşırılık olarak betimleyen söylemleri ile "İslam'dan arındırma" bakanlığı önerilerinin, dinini değiştirmek istemeyen kesimlerde ciddi bir endişe uyandırdığının altı çizildi. Vizyon Partisi, özel ayrıcalıklar talep etmediklerini, yalnızca eşit vatandaşlık haklarının eksiksiz uygulanmasını istediklerini belirtti. Yeni hükûmetin dinî ayrımcılık ve nefret suçlarıyla kararlılıkla mücadele etmesi, camilerin güvenliğini arttırması ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik kısıtlamalarda orantılı bir yol izlemesi gerektiği ifade edildi.
"Müslümanlar İsveç Toplumunun Yerleşik Bir Parçasıdır"
İsveç'in, Müslümanları ya da ulusal güvenliği korumak arasında bir tercihe zorlanamayacağını kaydeden Vizyon Partisi, şu açıklamada bulundu:
"Müslümanlar, İsveç toplumunun yerleşik bir parçasıdır; vatandaş, komşu, profesyonel, ebeveyn ve seçmendir. Birçoğunun etnik kökeni İsveçlidir, hiçbir göçmen geçmişi yoktur. Bu nedenle İsveç'te İslam sadece bir göçmenlik sorunu değildir. Aynı zamanda İsveç doğumlu ve etnik olarak İsveç vatandaşlarının da dinidir. Onların hakları İsveç haklarıdır."
Kısa vadede katıldığı kentlerde belediye meclis üyelikleri elde etmeyi amaçlayan Vizyon Partisi, uzun vadeli stratejik hedefinin ise 2030 yılında İsveç Parlamentosu'nda (Riksdag) temsil edilmek olduğunu duyurdu.