Kıbrıs tarihinin en karanlık dönemlerine damga vuran Rum terör örgütü EOKA’nın 1955 ile 1974 yılları arasında gerçekleştirdiği toplu katliamlar, adadaki Türk toplumunun hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor. Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesinin sembol isimlerinden, eski Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Turizm ve Kültür Bakanı İsmail Bozkurt ve Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Mücahitler Derneği Genel Başkanı Celal Bayar, yaşanan vahşetin boyutlarını ve adadaki direnişin felsefesini anlattı.
İsmail Bozkurt, EOKA’nın temelde Kıbrıslı Türkleri tamamen haritadan silmek amacıyla kurulmuş barbar bir yapı olduğunu vurgulayarak, örgütün ilk silahlı eylemlerini 1960 öncesinde başlattığını hatırlattı. Sivil, kadın, çocuk veya yaşlı ayrımı gözetmeksizin yürütülen bu sindirme politikasının toplumsal bellekte yüzyıllar geçse de silinmeyeceğini belirten Bozkurt, Kıbrıs Barış Harekatı’nın adadaki Türk varlığı için dönüm noktası olduğunu ifade etti.
İlk Kurşundan Kanlı Noel'e Uzanan Soykırım Girişimi
Kıbrıs henüz İngiliz sömürge idaresi altındayken, Georgios Grivas liderliğinde 1 Nisan 1955'te kurulan EOKA, ilk kanlı eylemini 1956'da Abdullah Alparslan'ı şehit ederek gerçekleştirdi. Takvimler 1958’i gösterdiğinde ise Sinde, Atlılar ve Goşşi gibi Türk köylerinde sivil işçiler ile çobanlar hedef alındı. "Sinde Katliamı" olarak tarihe geçen pusuda 5 Kıbrıslı Türk acımasızca katledildi.
Ancak adadaki sistematik yok etme girişimi, 1963 yılındaki "Kanlı Noel" ile zirve noktasına ulaştı. Dönemin Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı 3. Makarios ve İçişleri Bakanı Yorgos Yorgacis tarafından hazırlanan "Akritas Planı", adayı tamamen Yunanistan’a bağlamayı ve Türk nüfusunu tasfiye etmeyi amaçlıyordu. 20-31 Dec 1963 tarihleri arasında düzenlenen saldırılarda resmi verilere göre 364 Kıbrıslı Türk hayatını kaybetti. Binlerce insan adadan göç etmek zorunda kalırken, 25 bin Türk ise toplam yüz ölçümünün yalnızca yüzde 3'üne tekabül eden dar kamplarda, Rum ablukası altında yaşam mücadelesi verdi. Bu dönemin en vahşi simgelerinden biri, Kumsal Baskını'nda Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üç çocuğunun bir banyo küvetinde katledilmesi oldu.
Katliamın Sınır Tanımayan Yüzü: Kayıp Otobüs ve Geçitkale Vahşeti
EOKA'nın saldırıları sadece belirli bölgelerle sınırlı kalmadı. 1964 yılında Agios Vasileios, Limasol ve Gazimağusa'da 65'ten fazla Türk öldürülerek toplu mezarlara atıldı. Larnaka'dan İngiliz Üssü'ne işçileri taşıyan servis otobüsünün kaçırılmasıyla hafızalara kazınan "Kayıp Otobüs" katliamının kurbanlarına ait izler, ancak 2009 yılında bir Rum köyünde yürütülen kazılarda bulunabildi.
1967 yılında ise Yunanistan ordusunun desteğini arkasına alan Georgios Grivas komutasındaki çeteler, Geçitkale köylerine saldırdı. Bu saldırılarda 30’a yakın sivil Türk köylüsü katledilerek yine toplu mezarlara gömüldü. Erenköy Direnişi sırasında ise Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçaklarının zamanında müdahalesi, çoğunluğu üniversite gençlerinden oluşan mücahitlerin toplu bir katliama uğramasını son anda engelledi.
EOKA-B ve Kendi İnsanını da Katleden Cani Yapı
Adayı Yunanistan’a bağlama sürecinin yavaş işlediğini düşünen Yunan Askeri Cuntası, 1971 yılında Grivas'ı gizlice yeniden adaya göndererek EOKA-B terör örgütünü kurdurdu. Bu yeni yapı, 1974 yılına gelindiğinde Alaminyo, Muratağa, Sandallar, Atlılar ve Taşkent katliamlarına imza atarak 300'e yakın sivil Türk'ü daha hayattan kopardı.
Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı Mücahitler Derneği Genel Başkanı Celal Bayar, EOKA ve EOKA-B’nin sadece Türklere değil, kendi ideolojilerine biat etmeyen Rum halkına karşı da acımasız olduğunu belirtti. Araştırmacı Makarios Drousiotis'in kayıtlarına göre, örgüt tarafından infaz edilen Kıbrıslı Rum sayısı 203 olarak belgelendi. Ayrıca 20 Temmuz 1974'teki Nikos Sampson darbesinde hayatını kaybeden 500'e yakın Rum’un büyük kısmının yine EOKA militanları tarafından katledildiği biliniyor.
Bugün kendi devlet çatısı altında özgürce yaşayan Kıbrıs Türk halkının tek güvencesinin Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye'nin garantörlüğü olduğunu ifade eden Bayar, bu kanlı tarihin gelecek nesillere eksiksiz aktarılması gerektiğinin altını çizdi.