Küba ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, karşılıklı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Küba'da yönetimin kısa süre içinde el değiştireceğine yönelik ifadelerine Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’den yanıt gecikmedi. Sosyal medya üzerinden açıklama yapan Canel, Washington yönetiminin askeri saldırı imalarını "tehlikeli" ve "benzeri görülmemiş" olarak nitelendirdi.
Canel, Küba halkının bağımsızlığını savunma konusundaki kararlılığını vurgulayarak, ulusal toprakların her bir santiminde direnişle karşılaşılacağını belirtti.
ABD'deki "küçük ama zengin ve nüfuzlu bir grubun" çıkarları uğruna bölgenin ateşe atılmak istendiğini savunan Küba lideri, uluslararası toplumu bu "kriminal eylemlere" karşı durmaya davet etti. Trump'ın iddialarının aksine, Küba yönetiminin teslimiyet göstermeyeceği mesajını net bir dille ifade etti.
ABD-Küba ilişkilerinde 1961'den günümüze ambargo süreci
Küba ve ABD arasındaki siyasi krizin temelini, 1961 yılında diplomatik ilişkilerin kesilmesiyle başlayan ve 1962'de tam kapsamlı hale gelen ekonomik ambargolar oluşturmaktadır. "El Bloqueo" olarak adlandırılan bu ticaret ambargosu, dünya tarihindeki en uzun süreli tek taraflı yaptırım uygulaması olarak biliniyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1992 yılından bu yana her yıl düzenli olarak ABD’nin Küba’ya yönelik bu ambargoyu kaldırması yönünde karar alsa da, bu kararlar bağlayıcı olmadığı için somut bir değişim yaratmıyor. 2026 yılı itibarıyla devam eden bu gerginlik, bölgedeki jeopolitik dengeleri ve Latin Amerika ülkeleriyle olan ilişkileri doğrudan etkilemeye devam ediyor.
Havana yönetimi, egemenlik haklarından ödün vermeyeceklerini yinelerken, ABD'nin olası askeri müdahale senaryolarına karşı ulusal savunma stratejilerini güncel tutacağını duyurdu. Uluslararası analizciler, iki ülke arasındaki bu sertleşmenin Karayipler'deki güvenlik mimarisini istikrarsızlaştırabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.