Paris’in kalbinde yer alan Louvre Müzesi, Ekim ayında güpegündüz gerçekleştirilen cesur bir hırsızlıkla sarsıldı. Apollo Galerisi’nde sergilenen ve Napolyon dönemine ait olan toplam 88 milyon avro değerindeki mücevherler, yalnızca yedi dakika içinde çalındı. Olayın ardından güvenlik protokolleri ve teknolojik altyapı ciddi biçimde sorgulanmaya başlandı.
Hırsızlık çetesinin, bir nakliye asansörünü kullanarak camdan içeri sızdığı ve kısa sürede paha biçilemez eserleri alarak izini kaybettirdiği belirlendi. Çalınan parçalar arasında Napolyon I’in eşi Marie Louise’e hediye ettiği zümrüt kolye ile 2 binden fazla elmasla süslenmiş tarihi bir taç da bulunuyor. Bu eserler, yalnızca maddi değerleriyle değil, Fransız tarihinin sembolik mirası açısından da büyük önem taşıyor.
Fransız polisi soruşturma kapsamında dört şüpheliyi gözaltına aldı. Ancak çalınan mücevherlerin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Güvenlik kameralarının yetersizliği ve bazı sistemlerin çağın gerisinde kalmış olması, müze yönetimine yönelik eleştirileri artırdı. Bu tablo, Laurence des Cars’ın istifasının yalnızca bir idari tercih değil, kamuoyuna verilen güçlü bir mesaj olarak görülmesine yol açtı.
10 milyonluk bilet sahteciliği ortaya çıktı: Louvre Müzesi’nde ikinci kriz
Napolyon dönemi mücevher soygununun yankıları sürerken, Louvre Müzesi bu kez 10 milyon avroluk bilet sahteciliği iddialarıyla gündeme geldi. Yapılan operasyonlarda aralarında müze çalışanlarının da bulunduğu dokuz kişi gözaltına alındı. Olay, kurum içi denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
Sahte biletlerin özellikle yoğun turizm dönemlerinde piyasaya sürüldüğü ve sistemin uzun süre fark edilmeden işlediği öne sürüldü. Paris’te milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bir kurumda bu çapta bir usulsüzlüğün ortaya çıkması, Louvre’un itibarını zedeleyen bir başka gelişme oldu.
Uzmanlara göre, 88 milyon avroluk hırsızlık ve 10 milyonluk bilet skandalının kısa aralıklarla yaşanması, kurumsal yapının kapsamlı bir denetime ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Kamuoyunda, yönetimsel zafiyetlerin zincirleme krizlere yol açtığı yönünde yorumlar yapılıyor.
Su sızıntısı tarihi tabloya zarar verdi: Paris’teki Louvre Müzesi’nde altyapı alarmı
Louvre’daki sorunlar yalnızca güvenlik ve mali skandallarla sınırlı kalmadı. Müzenin tarihi yapısında meydana gelen su sızıntısı, 1822 yılında ressam Charles Meynier tarafından tamamlanan “Poussin, Le Sueur ve Le Brun'un Yüceltilmesi” adlı tavan tablosunda ciddi hasara yol açtı.
İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yaklaşık 40 dakika içinde kontrol altına alınan sızıntının ardından yapılan ilk incelemelerde, suyun etkisiyle tabloda yırtılmalar oluştuğu ve boya tabakasının tavan kavislerinden ayrılmaya başladığı tespit edildi. Bu olay, Paris’teki müzenin altyapı sorunlarının da en az güvenlik açıkları kadar kritik olduğunu ortaya koydu.
Sanat tarihçileri, Louvre gibi dünya mirası niteliğindeki bir yapıda bakım ve restorasyon çalışmalarının aksamasının telafisi zor sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Özellikle yoğun ziyaretçi trafiği ve tarihi binanın yaşı göz önüne alındığında, teknik yatırımların kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.
Macron’dan “sorumluluk” vurgusu: Laurence des Cars istifası ne anlama geliyor?
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Laurence des Cars’ın istifasını kabul ederken bunun “bir sorumluluk örneği” olduğunu söyledi. Bu açıklama, yönetim kademesinde yeni bir dönemin başlayacağı şeklinde yorumlandı.
Des Cars, göreve geldiği dönemde Louvre’u daha kapsayıcı ve modern bir yapıya kavuşturma hedefiyle dikkat çekmişti. Ancak 88 milyon avro değerindeki Napolyon dönemi mücevher soygunu, 10 milyonluk bilet sahteciliği ve su sızıntısının yol açtığı hasar, yönetimin krizlerle anılmasına neden oldu.
Paris’teki Louvre Müzesi için şimdi en kritik soru, güvenlik sistemlerinin nasıl yenileneceği ve kamu güveninin nasıl yeniden tesis edileceği. Fransa hükümetinin müzeye yönelik kapsamlı bir reform ve yatırım planı hazırlığı içinde olduğu belirtiliyor.
Dünyanın en çok ziyaret edilen sanat merkezlerinden biri olan Louvre, tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Napolyon dönemine ait paha biçilemez mücevherlerin çalınmasıyla başlayan süreç, kurumsal işleyişten altyapıya kadar birçok başlığın yeniden ele alınmasına yol açtı. Paris’te yaşanan bu gelişmeler, yalnızca Fransa’da değil, uluslararası sanat camiasında da yakından izleniyor.