Yeni Birlik Gazetesi Dünya Medine çölünde büyük keşif: İslam'ın ilk yıllarına ait gizemli yazıtlar gün yüzüne çıktı!

Medine çölünde büyük keşif: İslam'ın ilk yıllarına ait gizemli yazıtlar gün yüzüne çıktı!

Suudi Arabistan'da keşfedilen 1700'den fazla kaya yazıtı ve arkeolojik bulgu, Kur'an-ı Kerim metninin ilk nesiller tarafından günlük hayata nasıl nakşedildiğini ve erken İslam döneminin yüksek okuryazarlık düzeyini gözler önüne seriyor.

KAYNAK: AA

Medine Çölünde Tarih Yeniden Yazılıyor: İslam'ın İlk Yüzyılına Işık Tutan Binlerce Yazıt Keşfedildi

Suudi Arabistan Miras Kurumu, Medine ve çevresinde yürütülen titiz arkeolojik yüzey araştırmalarında, İslamiyet'in şafak vaktine ve Hz. Osman öncesi döneme tarihlenen muazzam bir kültür hazinesi keşfetti. Bölgede tespit edilen 1700'ü aşkın kaya yazıtı, kaya resmi ve arkeolojik buluntu, erken İslam tarihinin sosyal, kültürel ve dini dokusuna dair ezber bozan bir pencere açıyor. Bilim dünyasında büyük heyecan yaratan bu keşifler, Kur'an-ı Kerim metninin aktarım süreçlerinden ilk halifeler dönemindeki toplumsal yaşam tarzına kadar pek çok karanlık noktayı aydınlatma potansiyeli taşıyor.

İslam'ın Doğuş Yeri Medine'de Yazı Patlaması

ABD merkezli Uluslararası Kur'an Araştırmaları Derneği (IQSA) İcra Direktörü Dr. Hythem Sidky, keşiflerin erken İslam tarihinin entelektüel zeminini anlamak açısından devrimsel nitelikte olduğunu vurguladı. Medine'yi çevreleyen geniş coğrafyanın İslam'ın mayalandığı merkez olduğuna dikkat çeken Sidky, sahabe neslinin bu kayalıklarda silinmez izler bıraktığını belirtti.

İslamiyet'in gelişiyle birlikte bölgedeki yazıt yoğunluğunda kelimenin tam anlamıyla bir patlama yaşandığını ifade eden Dr. Sidky, "İslam öncesi dönem ile sonrası arasında yazı sıklığı açısından keskin bir kırılma görüyoruz. İslam'dan sonra ortaya çıkan inanılmaz sayıdaki yazıtın kahir ekseriyeti derin bir dindarlık barındırıyor. Erken halifelerden bahsediyorlar, şehadet getiriyorlar ve Kur'an-ı Kerim'den ayetler aktarıyorlar. Bu durum, erken Müslüman nüfustaki okuryazarlık düzeyinin ve kalıcı bir iz bırakma arzusunun somut birer göstergesidir" değerlendirmesinde bulundu.

Kaya Duvarlarındaki İnanç: Kur'an'ın Günlük Hayattaki Merkezi Rolü

Keşfedilen Kur'an ayetlerinin resmi birer mushaf kâtibi tarafından değil, kervan yollarında mola veren sıradan yolcular tarafından kayalara kazınmış olması, kutsal metnin toplumun kılcal damarlarına kadar işlediğini kanıtlıyor. Uzmanlar; profesyonel bir hattatın elinden çıkan kıymetli parşömenlerin ötesinde, bu sokak duvarı yazısı (grafiti) tarzındaki kitabelerin, Kur'an-ı Kerim'in halkın zihnindeki ve ruhundaki merkeziyetini tescillediğini ifade ediyor. Boş vaktinde bir kaya parçasına ayet kazıyan sıradan bir bireyin bu davranışı, erken İslam toplumunun entelektüel ve manevi seviyesini gözler önüne seriyor.

Hz. Ömer'in Tarihsel Mirası Taşlarda Yaşıyor

Buluntular arasında ikinci halife Hz. Ömer'in adını taşıyan yazıtlar, araştırmanın en çarpıcı bölümlerinden birini oluşturuyor. Paleografik analizler, bu yazıtların doğrudan Hz. Ömer'in sağlığında değil, muhtemelen hicri ikinci veya üçüncü yüzyılda onu saygıyla anmak isteyen sonraki nesiller tarafından kazındığını gösteriyor. Suudi Arabistan Miras Kurumunun, yazıtları yayımlarken "Ömer tarafından kazındı" gibi kesin ifadeler yerine "Ömer'in adını taşıyor" şeklinde ihtiyatlı bir dil kullanması da bilim çevrelerince takdirle karşılanıyor.

Kadim Kervan Güzergâhlarında 6 Bin Kitabelik Dev Hazine

Mushaf yazımı ve dil bilimi uzmanı Prof. Dr. Ganim Kadduri el-Hamed ise Hicaz bölgesinin sadece çorak bir çölden ibaret olmadığını, vahalar ve kervan rotalarının canlı birer insani hareketlilik merkezi olduğunu hatırlattı. Kuzey Hicaz'dan başlayarak Mekke, Medine, Taif ve Asir bölgelerine uzanan hat üzerinde bugüne kadar yaklaşık 6 bin yazıtın belgelendiğini belirten Hamed, eski hac ve ticaret yollarının adeta birer açık hava arşivine dönüştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Hamed, bölgedeki yazı değişimini şu sözlerle özetledi: "İslam öncesinde Arap Yarımadası'nda kullanılan 'Müsned' yazısı, zamanla yerini Nebati kökenli Hicazi yazıya bıraktı. İslam'dan önce Lat ve Uzza gibi putlara atıf yapan yazıtlar, İslam'ın gelişiyle birlikte yerini tek Tanrı inancına ve Hz. Muhammed'e salavat getiren ifadelere bıraktı. Kayalar, cahiliyeden tevhide geçişin zihniyet dönüşümünü en yalın haliyle belgeliyor."

"Dağlar ve Kayalar Artık Bizimle Konuşuyor"

Hz. Ömer ve vahiy katibi Zeyd bin Sabit gibi sembol isimlerin yazı yazabildiklerini kanıtlayan bu somut belgeler, ilk mushafların yazıldığı hat karakterleri hakkında da eşsiz dilbilimsel veriler sunuyor. Taş yazıtların zamanla değiştirilemez veya tahrif edilemez doğası, onları tarih yazımında en güvenilir birincil kaynaklar haline getiriyor.

İslam tarihçilerinin geçmişte Arap Yarımadası'nın sessizliğinden yakındığını hatırlatan Prof. Dr. Hamed, "Eskiden kumların tarihi örttüğü söylenirdi. Bugün ise dağlar ve kayalar bize konuşuyor. Bu binlerce yazıt, araştırmacıları bekleyen devasa bir medeniyet hazinesidir" diyerek gelecek nesillere çağrıda bulundu.