Sabah saatlerinde İsrail polisinin geniş güvenlik önlemleri altında Harem-i Şerif’e giren Itamar Ben-Gvir, beraberindeki fanatik Yahudi grubuyla birlikte kutsal mabedin statüsünü hiçe saydı. 41 gündür kapalı olan ve Müslümanların büyük bir hasretle açılmasını beklediği Mescid-i Aksa’nın avlusunda; Talmudik dualar okuyan, Yahudi ritüellerini yerine getiren ve tempo tutarak alkışlayan Ben-Gvir, bu anları kameralar önünde sergileyerek İslam dünyasına meydan okudu.
Kudüs Valiliği'nden Sert Tepki: "Zaman ve Mekan Bölünmek İsteniyor"
Yaşanan bu baskının ardından Kudüs Valiliği’nden tokat gibi bir açıklama geldi. Valilik, bu adımın Mescid-i Aksa’nın Yahudiler ve Müslümanlar arasında zaman ve mekan olarak bölünmesi amacına hizmet ettiğini vurguladı. Yapılan açıklamada, bu provokasyonun sadece İslam dünyasına değil, Kudüs’teki tüm Hristiyan ve İslami kutsal mekanlara yönelik sistemli ihlallerin bir parçası olduğu belirtildi.
Statüko Kağıt Üzerinde mi Kaldı?
1994 yılında Ürdün ve İsrail arasında imzalanan barış antlaşmasına göre, Mescid-i Aksa’nın himayesi Ürdün Vakıflar İdaresi’ne ait. Tarihi statükoya göre gayrimüslimlerin Aksa’ya sadece "ziyaret" amacıyla girmesi gerekirken, İsrail yönetiminin tek taraflı kararlarıyla 2003’ten bu yana düzenlenen "baskınlar" ibadet halini almış durumda. Ben-Gvir’in avludaki ritüelleri, İsrail hükümetinin "statükoyu koruyoruz" iddiasını bir kez daha boşa çıkardı.
Yahudi Din Adamları Bile Karşı!
İşin ilginç yanı ise, İsrail içindeki muhafazakar kanat da bu baskınlardan rahatsız. Ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının büyük bir çoğunluğu, Mescid-i Aksa’nın kutsallığına vurgu yaparak Yahudilerin buraya girmesinin dinen yasak olduğunu belirtiyor. Ancak Ben-Gvir gibi aşırı sağcı siyasiler, bu dini uyarıları da kulak ardı ederek bölgeyi her geçen gün daha büyük bir kaosun içine sürüklüyor.