Japonya, elektrikli araçlar, ileri elektronik sistemler ve savunma sanayii için hayati öneme sahip nadir toprak elementlerinde dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla derin denizlerde yeni bir yerli kaynak arayışına başladı. Projenin başarıya ulaşması halinde, ülkenin kritik maden tedarik stratejisinde önemli bir kırılma yaşanabilir.
6 Kilometre Derinlikte Bir İlk Denenecek
Bu hedef doğrultusunda Japonya’ya ait araştırma ve sondaj gemisi Chikyu, Shizuoka Limanı’ndan hareket ederek Tokyo’nun yaklaşık 1.900 kilometre güneydoğusunda bulunan Minamitori Adası açıklarına yöneldi. Uzak ve izole bir mercan adası olan Minamitori çevresi, okyanusun en derin bölgeleri arasında yer alıyor.
Görevin en dikkat çekici yönü, deniz yüzeyinin yaklaşık 6 kilometre altındaki nadir toprak elementleri açısından zengin olduğu düşünülen çamurun, kesintisiz şekilde doğrudan gemiye çıkarılmasının hedeflenmesi. Bu deneme başarılı olursa, söz konusu derinlikte gerçekleştirilen ilk sürekli derin deniz nadir element çıkarımı olarak kayıtlara geçecek.
Japonya’nın bu adımı, Çin’in küresel nadir toprak elementleri tedarik zincirlerindeki etkisini artırdığı bir döneme denk geliyor. Tokyo yönetimi, özellikle son yıllarda artan diplomatik ve ticari gerilimler nedeniyle, bu alanda Çin’e olan bağımlılığını azaltmayı stratejik bir öncelik haline getirmiş durumda.

Mürettebat ve Bilim İnsanları Sahada
Yaklaşık 130 kişilik mürettebat ve bilim insanını taşıyan Chikyu’nun, 14 Şubat’ta Japonya’ya dönmesi planlanıyor. Sefer boyunca Minamitori Adası çevresindeki ve yüksek oranda nadir toprak elementi içerdiği tahmin edilen deniz tabanı çamur yatakları üzerinde çalışmalar yürütülecek. Ancak Japon hükümeti, bu sahaların büyüklüğü ve rezerv potansiyeline ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmış değil.
Japonya, günümüzde nadir toprak elementleri ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını Çin’den sağlıyor. Bu oran 2010 yılında yüzde 90 seviyelerine yakındı. O dönemde Çin’in, Doğu Çin Denizi’ndeki bir deniz yetki alanı anlaşmazlığı sonrası ihracatı kısıtlaması, Japon sanayisi için ciddi bir risk yaratmıştı.
Alternatif Tedarik ve Geri Dönüşüm Hamleleri
Bu kriz sonrası Japonya, Avustralya merkezli Lynas Rare Earths ile Sojitz aracılığıyla ortaklıklar kurarak yurt dışı tedarik zincirlerine yatırım yaptı. Aynı zamanda geri dönüşüm teknolojilerini teşvik etti ve üretimde nadir toprak kullanımını azaltan yöntemleri destekledi. Buna rağmen özellikle ağır nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılık büyük ölçüde devam ediyor.

Ağır Nadir Topraklar Kritik Öneme Sahip
Ağır nadir toprak elementleri, elektrikli ve hibrit araç motorlarında kullanılan yüksek güçlü mıknatısların üretiminde vazgeçilmez kabul ediliyor. Japonya’nın bu alandaki tedarikinin neredeyse tamamı hâlâ Çin kaynaklı. Olası bir tedarik kesintisi, otomotiv ve ileri teknoloji sektörlerinde ciddi aksamalara yol açabilir.
Çin’den Yeni Kısıtlamalar Sinyali
Çin ise ihracat politikalarında daha sıkı bir çizgiye yönelmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Pekin yönetimi, sivil ve askeri amaçlarla kullanılabilen bazı çift kullanımlı ürünlerin Japonya’ya ihracatını yasakladı. Bu ürünler arasında bazı kritik mineraller de bulunuyor. Henüz geniş çaplı bir nadir toprak kısıtlaması resmi olarak açıklanmasa da, Çin devlet medyasında bu seçeneğin ciddi şekilde değerlendirildiğine dair mesajlar veriliyor.
Minamitori Adası çevresindeki derin deniz projesinin kısa vadede ticari üretime dönüşmesi beklenmiyor. Japonya, 2018’den bu yana projeye yaklaşık 40 milyar yen (yaklaşık 250 milyon dolar) yatırım yaptı. Ancak henüz net rezerv tahminleri veya üretim hedefleri açıklanmış değil. Mevcut testlerin olumlu sonuçlanması halinde, bir sonraki aşama olarak Şubat 2027’de tam ölçekli bir madencilik denemesi planlanıyor.