Modern kentleşmenin simgesi kabul edilen yüksek binaların ardında devasa iş makineleri, beton santralleri ve çelik konstrüksiyonlar yatar. Ancak Yemen’in Hadramut Vadisi’nde yer alan tarihi Şibam şehri, çağdaş inşaat ezberlerini tamamen altüst ediyor. Çölün ıssızlığında kilometrelerce öteden bakıldığında çağdaş bir finans merkezini andıran bu tarihi yerleşim, yükselişini sadece doğanın sunduğu en yalın malzemelere borçlu: Toprak, su ve saman.
Güvenlik Kaygısı Gökyüzüne Tırmandırdı
Şibam’ın dikey mimari yolculuğu tesadüfen başlamadı. 1500’lü yıllarda bölgeyi etkisi altına alan yıkıcı bir sel felaketinin ardından kent sakinleri, yaşam alanlarını korunaklı surların ardına yeniden inşa etmek zorunda kaldı. Kısıtlı bir arazi üzerine kurulan kentin etrafı savunma duvarlarıyla çevrilince, yatay eksende büyüme imkânı ortadan kalktı. Güvenlik kaygıları ve alan darlığı karşısında çözüm üreten bölge halkı, çareyi dikey yükselişte buldu. Yerel mimarlar, dönemin şartlarında gökyüzüne doğru tırmanan 7 katlı devasa kule evler tasarlayarak dikey şehirciliğin ilk örneklerinden birine imza attı.

"Çölün Manhattan'ı": Kerpiç Tuğlaların Akılcı Statik Tasarımı
İngiliz seyyah ve kaşif Freya Stark’ın 1930’lu yıllardaki gezileri sırasında göz alıcı siluetinden ötürü "Çölün Manhattan'ı" olarak tanımladığı kent, muazzam bir mühendislik mantığına dayanıyor. Yörenin toprağı saman ve suyla yoğrulup güneşte kurutularak dayanıklı kerpiç tuğlalara dönüştürüldü. Devasa yapıların kendi ağırlığı altında çökmesini engellemek amacıyla zemin kat duvarları oldukça kalın tutulurken, üst katlara doğru çıkıldıkça duvar kalınlıkları inceltildi ve ahşap destek kirişleriyle güçlendirildi.
İşlevsel tasarımıyla dikkat çeken bu yapılarda penceresiz alt katlar depo ve hayvan barınağı olarak kullanılırken, ışık alan üst katlar ailelerin yaşam alanı ve misafirhane şeklinde kurgulandı.
Çöl Sıcağına Karşı Doğal İklimlendirme ve Düzenli Bakım
Birbirine oldukça yakın inşa edilen yüksek kuleler, dar sokaklarda gün boyu gölge alanlar oluşturarak çölün yakıcı sıcağına karşı doğal bir klima etkisi yaratıyor. Ancak bu tamamen doğal yapıların ömrünü uzatmak ciddi bir emek gerektiriyor. Rüzgar ve nadir de olsa yağan şiddetli yağmurların kerpiç dokuyu aşındırmaması için kent sakinleri, binaların dış cephelerini düzenli olarak hazırladıkları taze çamur harcıyla sıvamaya devam ediyor.
Dünya Mirası Zamana ve Zorluklara Direniyor
1982 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve yaklaşık yarım bin yıllık geçmişe sahip olan Şibam, doğa felaketlerine ve bölgedeki çatışmalı ortama rağmen ayakta kalmayı sürdürüyor. Beton ve çelik gibi modern yapı malzemelerinin esamesinin okunmadığı bu antik metropol, doğayla uyumlu mimarinin dünyadaki en sıra dışı ve ilham verici örneği olarak zamana meydan okuyor.