Orta Doğu’da tırmanan gerilim diplomatik kanalları hareketlendirirken, Pakistan bölgesel istikrarın korunması adına devreye girdi. Dışişleri Bakanı Ishaq Dar, ABD ve İran arasındaki çatışma riskine dikkat çekerek, mevcut ateşkesin uzatılmasının barış süreci için hayati önem taşıdığını vurguladı. İslamabad yönetimi, tarafları itidalli davranmaya ve diyalog zemininden uzaklaşmamaya davet etti.
Bakan Dar, ABD’nin İslamabad Maslahatgüzarı Natalie A. Baker ile gerçekleştirdiği görüşmede, iki ülke arasındaki krizin derinleşmesinin yalnızca bölgeyi değil, küresel enerji ve güvenlik koridorlarını da tehdit ettiğini belirtti. Pakistan, krizin başından bu yana taraflar arasında köprü kurma misyonunu üstlenmeye çalışsa da sahadan gelen açıklamalar diplomatik iyimserliği gölgeliyor.
İslamabad müzakerelerinde belirsizlik hakim
Normal şartlar altında ABD ve İran heyetlerinin ikinci tur görüşmeler için Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya gelmesi planlanıyordu. Ancak diplomatik kaynaklardan gelen bilgiler, sürecin çıkmaza girdiğine işaret ediyor. ABD heyetinin görüşmeler için yola çıktığı belirtilirken, Tahran yönetiminden gelen "Şu an için yeni bir müzakere planı yok" açıklaması, İran heyetinin seyahatini askıya aldığını gösterdi.
Bu belirsizlik, ABD Başkanı Donald Trump’ın ateşkesi uzatma niyetinde olmadığını açıkça ifade etmesiyle daha da derinleşti. Washington’ın sert tutumu ve Tahran’ın müzakere masasına dönme konusundaki çekinceleri, İslamabad’ın ev sahipliği yapmayı planladığı diplomatik zirveyi riskli bir sürece soktu.
Bölgesel istikrar ve arabuluculuk girişimleri
Pakistan’ın bu krizdeki arabulucu rolü, bölgedeki jeopolitik dengeler açısından stratejik bir öneme sahip. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyeleri arasında İran ile en yakın ilişkilere sahip ülkelerden biri olan Pakistan, aynı zamanda ABD ile savunma ve güvenlik alanında köklü iş birliklerini sürdürüyor.
Uzmanlar, Pakistan'ın bu diplomatik çabasının temelinde, olası bir çatışmanın doğrudan komşusu olan İran üzerinden kendisine sıçrayabilecek mülteci akını ve güvenlik risklerini önleme isteğinin yattığını belirtiyor. Tarihsel olarak bakıldığında Pakistan, 2019-2020 yıllarında yaşanan benzer krizlerde de "arabulucu" rolü üstlenmiş ve gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesini engellemek için mekik diplomasisi yürütmüştü. Ancak Trump yönetiminin "maksimum baskı" stratejisi ve İran'ın "karşılıklılık" ilkesi, bu kez diplomatik manevra alanını her zamankinden daha fazla daraltıyor.