Selanikli restoran sahibi Dimitris Tsarohas’ın iddiası oldukça ilginç. Tsarohas, Homeros’un ünlü eseri Odysseia’da geçen "yağ ve kanla dolu mideler" ifadesinin aslında işkembe çorbası olduğunu savunarak UNESCO’ya başvurdu. Ancak tarihçiler, antik metinlerdeki bu ifadelerin bir çorba tarifinden ziyade savaş ganimeti ya da kurban törenlerini anımsattığını belirtiyor.
Evliya Çelebi Kayıtları Masada
Türkiye tarafı ise savunmasını belgelere dayandırıyor. 17. yüzyılda İstanbul’u karış karış gezen ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatname eserinde İstanbul’daki işkembe dükkanlarını, bu dükkanların müdavimlerini ve çorbanın yapılışını detaylarıyla anlatıyor. İşkembecilerin o dönemde bile sosyal hayatın merkezi olduğu, gece eğlencesinden çıkanlardan sabah namazına gidenlere kadar herkesin uğrak noktası olduğu kayıtlarda yer alıyor.
17. Yüzyıl İstanbul’unun Vazgeçilmezi
İşkembe çorbası sadece bir halk yemeği değil, Osmanlı saray mutfak kültürünün de ayrılmaz bir parçasıydı. İşkembecilik, 17. yüzyıl İstanbul’unda kendine has kuralları olan profesyonel bir lonca teşkilatına bile sahipti. Yunanistan’ın "Patsa" iddialarına karşı Türk gastronomi uzmanları, bu lezzetin yüzyıllardır Türk coğrafyasında bir "ayılma ve şifa" kültürü olarak kök saldığını vurguluyor.