Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından hazırlanan analiz, durumun vahametini rakamlarla gözler önüne seriyor. Son 7 haftalık yoğun çatışma sürecinde ABD’nin savunma hattı adeta erimiş:
| Sistem Türü | Tüketim / Azalma Oranı |
|---|---|
| Patriot Hava Savunma | %50 (Envanterin yarısı gitti) |
| THAAD Savunma Sistemi | %50 (Kritik savunma kalkanı riskte) |
| Hassas Saldırı Füzeleri | %45 |
| Tomahawk Füzeleri | %30 |
| JASSM / SM-3 / SM-6 | %20 - %25 |
Çin Senaryosu: "Aynı Hazırlıkla Giremeyiz"
İsimsiz istihbarat kaynakları, mevcut tüketim hızıyla ABD’nin birkaç yıl içinde Çin gibi devasa bir güçle karşı karşıya gelmesi durumunda, mühimmat yetersizliği nedeniyle savaşı sürdüremeyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Tayvan boğazı gibi yüksek yoğunluklu çatışma bölgelerinde bu stok açığının bir "felaket senaryosu" yaratabileceği konuşuluyor.
Üretim Bandı Kaplumbağa Hızında
Pentagon, yıl başında savunma sanayii devleriyle (Lockheed Martin, Raytheon vb.) yeni sözleşmeler imzalasa da madalyonun öbür yüzü karanlık. Modern füzelerin üretim süreci oldukça karmaşık ve bir füzenin siparişten teslimata geçiş süresi 3 ila 5 yıl arasında değişiyor. Bu da demek oluyor ki bugün atılan bir füzenin yeri en erken 2029 veya 2031 yılında dolacak.
Pentagon’dan "Her Şey Kontrol Altında" Mesajı
İddiaların ardından açıklama yapan Sean Parnell, ABD ordusunun ulusal çıkarlarını korumak için halen yeterli kapasiteye sahip olduğunu savundu. Envanter planlamasının dinamik bir süreç olduğunu belirten Parnell, ABD’nin "caydırıcılık" gücünden bir şey kaybetmediğini iddia etse de, uzmanlar sahadaki tüketim rakamlarının bu açıklamayı yalanladığı görüşünde.
Denge Sorunu ve Stratejik Çıkmaz
Uzmanlara göre ABD, hem mevcut Orta Doğu operasyonlarını sürdürmek hem de Ukrayna gibi cephelere destek vermek arasında sıkışmış durumda. Bu "iki cepheli" (veya potansiyel üç cepheli) lojistik baskı, süper gücün küresel askeri varlığını yeniden gözden geçirmesine ve bazı bölgelerden çekilme kararı almasına yol açabilir.