Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 1915 olaylarının yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma etkinliklerinin katılımcılarına yönelik resmi bir mesaj yayımladı.
Kremlin'in internet sitesinde yer alan açıklamada Putin, yaşananları "20. yüzyılın en korkunç trajedilerinden biri" olarak nitelendirirken, "soykırım" ifadesini kullandı. Rusya’nın bu konudaki tutumunun tarihsel olarak net ve değişmez olduğunu vurgulayan Putin, masum insanların katledilmesinin dünya medeniyetini derinden sarstığını ifade etti.
Mesajında tarihsel referanslara da yer veren Putin, Rusya’nın Birleşik Krallık ve Fransa ile birlikte daha Mayıs 1915’te yayımladığı ortak deklarasyonu hatırlattı.
Bu belgede Ermeni halkına yönelik şiddetin "insanlığa ve medeniyete karşı bir suç" olarak tanımlandığını belirten Rus lider, 14 Nisan 1995 tarihli Devlet Duması kararının da bu yaklaşımın devamı olduğunu dile getirdi. Putin, etnik kökene dayalı kitlesel imha ve sürgün politikalarının hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının altını çizdi.
Rusya-Ermenistan ilişkilerinde stratejik denge
2026 yılı itibarıyla Rusya ve Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkiler, bölgesel güvenlik ve ekonomik entegrasyon tartışmaları gölgesinde ilerliyor. Nisan ayında iki ülke arasında askeri-teknik iş birliğinin sürdürülmesine yönelik yeni anlaşmaların imzalanması, Moskova'nın Güney Kafkasya'daki etkisini koruma çabası olarak değerlendiriliyor. Putin'in 1915 mesajı, bir yandan Ermeni halkıyla olan tarihsel ve manevi bağları güçlendirmeyi amaçlarken, diğer yandan Rusya'nın bölgedeki geleneksel dış politika çizgisini sürdürdüğünü teyit ediyor.
Bölgesel barış ve milliyetçilik uyarısı
Vladimir Putin, mesajının sonuç bölümünde milliyetçilik, yabancı düşmanlığı ve dini hoşgörüsüzlüğün yol açabileceği felaketlere karşı uluslararası toplumu uyardı. Bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için güç birliği yapılması gerektiğini savunan Rus lider, "Dost Ermeni halkına refah ve huzur diliyorum" diyerek mesajını sonlandırdı. Analistler, Putin’in bu açıklamalarının Ermenistan iç siyasetinde Rusya’nın müttefiklik statüsünü pekiştirme ve bölgedeki diğer aktörlere yönelik dengeleyici bir mesaj verme niteliği taşıdığına dikkat çekiyor.