Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Christodoulides arasında Paris’te Elysee Sarayı’nda imzalanan kapsamlı “stratejik ortaklık anlaşması”, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ada üzerindeki meşru haklarını hiçe sayan yaklaşımıyla dikkat çekti.
Savunma, ekonomi, kültürel iş birliği, inovasyon ve eğitim gibi alanları kapsayan anlaşmada, özellikle askeri düzenlemelerin ön plana çıkması, Fransa’nın Doğu Akdeniz’deki siyasi ve askeri angajmanını artırma niyetini açıkça ortaya koydu. Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, görüşmelerde GKRY’nin 2026 yılında üstleneceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı ile Ukrayna savaşı ve Avrupa güvenliği başlıklarının ele alındığı belirtildi.
ASKERİ BOYUT ÖNE ÇIKIYOR
Anlaşmanın en dikkat çekici yönünü, GKRY topraklarında Fransa’ya kalıcı askeri alan açılması oluşturuyor. Rum basınında yer alan bilgilere göre Mari Askeri Deniz Üssü’nün modernize edilerek Fransız ordusunun kullanımına sunulması planlanıyor. Limanlar ve havaalanlarının da Fransız askeri unsurlarına tahsis edilmesi gündemde.
Bu düzenlemelerle Fransız askerlerine Ada genelinde geniş bir hareket alanı sağlanırken, savaş uçakları, donanma unsurları ve kara birliklerinin “acil durum” gerekçesiyle konuşlandırılmasının önü açılıyor. Rum yönetiminin bu faaliyetlere sınırlama getirmeyeceği ifade ediliyor.
MACRON’DAN PROVOKATİF MESAJLAR
Macron’un Birleşmiş Milletler Okyanus Konferansı’nda Yunanistan ve GKRY’ye açık destek veren açıklamaları da dikkat çekti. “Müttefiklerimizin toprak egemenliği tehdit edildiğinde tereddüt edilmemeli” ifadeleri, Türkiye’yi ve KKTC’yi hedef alan siyasi bir duruş olarak değerlendirildi.
Uzmanlar, bu söylemlerin Paris’te imzalanan anlaşmayla birlikte ele alındığında, Fransa’nın Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıran bir rol üstlendiğini ortaya koyduğunu belirtiyor.
ENERJİ DENKLEMİ VE TEK TARAFLI ADIMLAR
Anlaşmanın arka planında Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti de önemli yer tutuyor. Fransız enerji şirketi Total’in, GKRY’nin tek taraflı ilan ettiği sözde münhasır ekonomik bölgelerde yürüttüğü faaliyetler, Paris–Lefkoşa hattındaki yakınlaşmanın temel unsurları arasında gösteriliyor.
Rum medyasında yer alan yorumlarda dahi, bu anlaşmanın GKRY’yi bölgesel krizlerin doğrudan tarafı haline getirebileceği ve daha önce “geçici” olarak sunulan askeri varlığın artık kalıcı bir yapıya dönüştüğü vurgulanıyor.
TÜRKİYE VE KKTC KARARLI DURUŞUNU SÜRDÜRÜYOR
Paris’te imzalanan bu anlaşma, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve KKTC’nin uluslararası hukuktan doğan haklarını yok sayan bir yaklaşımın ürünü olarak değerlendiriliyor. Ankara’nın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini kararlılıkla koruyacağı, bölgede oldubitti girişimlerine izin vermeyeceği vurgulanıyor.
Türkiye’nin güçlü diplomasisi ve caydırıcı askeri kapasitesi sayesinde, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarı bozmayı hedefleyen adımların karşılıksız kalmayacağı ifade ediliyor.