ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in Hizbullah ile mücadelesini yetersiz bularak Suriye’nin Lübnan’da aktif bir rol oynayabileceğine yönelik açıklamaları, Ortadoğu diplomasisinde yeni bir tartışma dalgası başlattı. Trump'ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı işaret ederek yaptığı bu çıkış, Washington’ın bölgesel dengeleri sarsma potansiyeli taşıyan yeni bir hamlesi olarak yorumlanıyor. Ancak Suriye kanadından gelen ilk tepkiler, Şam’ın askeri bir maceradan ziyade temkinli ve diplomatik bir çizgide kalmayı tercih ettiğini gösteriyor.
Şam Askeri Seçeneğe Mesafeli: "Eski Defterleri Açmak İstemiyoruz"
Trump’ın açıklamalarının ardından gözlerin çevrildiği Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Washington’dan gelen mesajların yanlış okunduğunu savundu. Suriye’nin geçmişte Lübnan’da yürüttüğü askeri müdahale modeline geri dönme gibi bir niyetinin bulunmadığının altını çizen Şara, ülkesinin Lübnan’a yönelik herhangi bir askeri planlaması olmadığını kesin bir dille ifade etti.
Bölge uzmanları, Şam’ın bu tutumunu, iç savaştan yeni çıkan ülkenin önceliğini yeniden imara vermesi ve yeni çatışma risklerinden kaçınmak istemesiyle açıklıyor.
Lübnan’a "Egemenlik" Ve "Silahsızlanma" Mesajı
Lübnanlı siyasi analist Ahmed el-Eyyubi’ye göre Trump’ın bu çıkışı, aslında saha aktörlerine yönelik dengeli bir baskı kurma çabası. Trump’ın, İsrail’in saldırganlığını sınırlandırmak isterken aynı zamanda Lübnan devletine de ciddi bir uyarı gönderdiğini belirten Eyyubi, şu değerlendirmede bulundu:
"Trump, Lübnan’daki yasa dışı silah sorununu çözmekte aciz kalan Beyrut yönetimine net bir mesaj veriyor: Eğer bu kronik krizi siz çözemezseniz, ülke yeniden bölgesel güçlerin müdahale sahası haline gelir."
Eyyubi ayrıca, Şara’nın Lübnan politikasını askeri değil; egemenliğe saygı, Hizbullah ile ilişkilerin normalleşmesi ve ekonomik entegrasyon formülü üzerine kurduğunu, bu süreçte Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi bölgesel aktörlerle işbirliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Masada Resmi Bir Talep Yok, Hedef Bölgesel İstikrar
Suriye merkezli Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Vail Ulvan ise konunun şu aşamada tamamen bir "siyasi mesaj" niteliğinde olduğunu belirtiyor. ABD’nin şu ana kadar Suriye’ye Lübnan’a askeri müdahalede bulunması yönünde resmi bir teklif ya da müzakere talebiyle gitmediğini ifade eden Ulvan, Esed rejiminin devrilmesinin ardından Şam’ın Batı ile daha uyumlu bir bölgesel istikrar vizyonuna yaklaştığına dikkat çekti.
Ulvan, olası bir askeri senaryonun ancak çok radikal şartlarda, Lübnan hükümetiyle tam koordinasyon halinde ve meşru bir çerçevede gerçekleşebileceğini, aksi takdirde Suriye’nin İran ve diğer bölgesel dinamikleri karşısına almak istemeyeceğini ekledi.
Tel Aviv’de 'Trump' Belirsizliği: Netanyahu Şara’ya Güvenmiyor
Tartışmanın İsrail boyutunu değerlendiren Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı Eyal Zisser ise Trump’ın dış politika kararlarındaki tutarsızlıklara işaret etti. Trump’ın somut ve uygulanabilir çözümler üretmekte zorlandığını öne süren Zisser, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu senaryodan oldukça rahatsız olduğunu belirtti.
Netanyahu’nun Suriye Cumhurbaşkanı Şara’ya güvenmediğini ve Hizbullah’ın boşluğunu Suriye’nin doldurması fikrine sıcak bakmadığını kaydeden İsrailli uzman, Suriye’nin mevcut ekonomik ve askeri kapasitesinin de böyle bir operasyonu desteklemekten uzak olduğunu savunarak, bu seçeneğin hayata geçirilmesinin son derece güç olduğunu vurguladı.