Gazze Şeridi – İki yılı aşkın süredir aralıksız devam eden saldırıların, yıkımın ve zorunlu göçün merkez üssü haline gelen Gazze Şeridi, bu kez hüzünlü ama bir o kadar da dirençli bir sanat hareketine ev sahipliği yapıyor. Bölgenin orta kesimindeki derme çatma barınma kamplarından yükselen ritmik ayak sesleri, savaşın karanlığına karşı kültürel bir başkaldırının habercisi. Gazzeli bir grup kız çocuğu, yaşadıkları ağır psikolojik yıkımı ve soykırım gölgesindeki günlük hayatın getirdiği travmaları, Filistin'in milli mirası olan geleneksel "debke" dansıyla aşmak için bir araya geliyor.
Geleneksel Filistin nakışlarıyla işlenmiş elbiselerini giyen küçük bedenler, mülteci kampının ortasına kurulan büyük bir eğitim çadırında, adeta hayata yeniden tutunuyor. Bireysel bir sivil girişim olarak başlayan bu anlamlı çalışma, sadece bir eğlence aktivitesi olmanın ötesinde, çocukların ruhsal dünyasını koruma altına alan bir savunma kalkanına dönüşmüş durumda.
Savaşın Ortasında Kültürel Terapi Alanı
Girişimin öncüsü ve debke eğitmeni Muhenned Ebu Ayyaş, projenin çıkış noktasını tam bir çaresizlik anında doğan umut olarak tanımlıyor. Evlerini terk etmek zorunda kalarak çadırlara sığınan ailelerin ve çocukların yaşadığı ağır bunalımı hafifletmek istediğini belirten Ebu Ayyaş, "Kamp şartlarında ne yapabileceğimizi düşündüm ve en güçlü bağımız olan kültürümüze sarılmaya karar verdim. İlk andan itibaren çocukların ve ailelerin gösterdiği yoğun ilgi, bu adımın ne kadar doğru olduğunu kanıtladı" ifadelerini kullanıyor.
Debke dansının Filistin ulusal kimliğinin en temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan eğitmen, çocukların bu dans vasıtasıyla sadece bir folklor sergilemediklerini, aynı zamanda dünyaya güçlü bir mesaj verdiklerini belirtiyor:
"Biz dünyaya, yaşadığımız tüm vahşete ve acıya rağmen hayatı sevdiğimizi, köklerimize sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu haykırıyoruz. Tam donanımlı bu profesyonel ekibimizle, sesimizi duyurabileceğimiz her coğrafyada bu direniş ritmini sergilemeye hazırız."
"Sohbetlerimiz Su Kuyusundan İbaret Olmaktan Çıktı"
Kursun müdavimlerinden 13 yaşındaki Sabrin el-Hur, debke ile tanışmadan önceki hayatını "sadece hayatta kalma döngüsü" olarak özetliyor. Günlük yaşamlarındaki psikolojik baskıyı bu adımlarla kırdıklarını dile getiren el-Hur, "Buraya gelmeden önce tek konuştuğumuz şey su sıraları, aşevleri ve savaşın getirdiği zorluklardı. Ancak bu çadırda eğitime başladığımızda içimizdeki o karanlık, negatif enerjiyi atabildiğimizi hissettik. Savaşın acılarını az da olsa unutabileceğimiz, kendimizi özgürce ifade edebileceğimiz bir alanımız var artık" diyerek hislerini paylaşıyor.
Benzer duyguları taşıyan 12 yaşındaki Ruba Muhammed el-Hasanat ise dans pistine dönüştürülen toprak zeminde korkularını haykırdığını söylüyor. El-Hasanat, "Dünyadaki tüm akranlarımız gibi güven içinde oynamak, sevinmek istiyoruz. Debke bizim sadece içimizdeki korkuyu dışa vurmamızı sağlamıyor, aynı zamanda sesimizi sınırların ötesine ulaştırma aracımız oluyor" sözleriyle çocukluğunu geri istediklerini vurguluyor.
UNICEF’in Korkutan Tablosu: 1 Milyon Çocuk Tehdit Altında
Gönüllülerin ve yerel inisiyatiflerin çadır kamplarda yürüttüğü bu sanatsal ve psikososyal destek faaliyetleri, aslında bölgedeki devasa bir insani krizin de somut göstergesi. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından paylaşılan veriler, durumun vahametini gözler önüne seriyor. UNICEF, Gazze'deki yaklaşık 1 milyon çocuğun tamamının acil ve profesyonel psikososyal desteğe muhtaç olduğunu belirtiyor.
Yapılan resmi açıklamalarda, iki yıllık kesintisiz şiddet sarmalının çocukların istikrar ve güvenlik algısını kökten yıktığı, savaştan önce bile nüfusun yarısının psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu hatırlatılıyor. Gazze Şeridi’nin çadırlarında yükselen debke ezgileri, işte bu ağır istatistiklerin ortasında, çocukların tamamen yok edilmek istenen çocukluklarını koruma mücadelesi olarak hafızalara kazınıyor.