CSOH tarafından hazırlanan raporda, 1 Ocak ile 5 Mart tarihleri arasında sosyal medya platformu X üzerinde yapılan paylaşımlar analiz edildi. Araştırma kapsamında saldırıların başladığı tarih olan 28 Şubat ile 5 Mart arasındaki döneme ayrıca dikkat çekildi.
Rapora göre söz konusu dönemde platform üzerinde “dehşet verici, şiddet çağrısı içeren veya dışlayıcı söylemler barındıran” toplam 25 bin 348 Müslüman karşıtı paylaşım tespit edildi.
Araştırmada yalnızca doğrudan paylaşımlar değil, yeniden paylaşımlar da değerlendirildi. Yeniden paylaşımlar dahil edildiğinde Müslüman karşıtı içeriklerin bahsedilme sayısının 279 bin 417’ye ulaştığı bildirildi.
Paylaşımlarda Nefret Söylemi ve Şiddet Çağrıları
Raporda yer alan bilgilere göre bazı paylaşımlarda Müslümanlar aşağılayıcı ifadelerle tanımlandı. İncelenen içeriklerde Müslümanlara yönelik dışlayıcı söylemler ve çeşitli çağrıların yer aldığı belirtildi.
Araştırmada paylaşımlar arasında Müslümanların sınır dışı edilmesi, toplama kamplarına gönderilmesi veya toplu cezalandırılması yönünde çağrıların bulunduğu ifade edildi.
Söz konusu içeriklerin sosyal medya platformlarında farklı kullanıcılar tarafından paylaşıldığı ve etkileşim aldığı aktarıldı.
Siyasi Söylemlerin Etkisi Vurgulandı
Araştırmacılar tarafından hazırlanan raporda saldırılarla ilgili siyasi söylemlerin çevrim içi ortamda Müslüman karşıtı içeriklerin artışına katkı sağladığı belirtildi.
Raporda bazı üst düzey ABD yönetimi yetkilileri ve Kongre üyelerinin çatışmaları dini terimlerle çerçevelediğine dikkat çekildi.
Bu söylemlerin sosyal medya paylaşımlarında kullanılan dil üzerinde etkili olduğu ifade edildi.
ABD’li Yetkililerin Açıklamaları
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a verdiği röportajda yaptığı açıklamalara da raporda yer verildi.
Huckabee röportajında Gazze’de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve “Tevrat’a dayalı Büyük İsrail” görüşünü savundu.
Huckabee ayrıca Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne uzanan bölgede İsrail’in Tevrat’a dayalı hakka sahip olduğunu iddia ederek, “Hepsini alsalardı iyi olurdu.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da yaptığı bir basın açıklamasında İran yönetimini nükleer silah sahibi olma hırsı taşıyan “dini fanatikler” olarak tanımladı.
Raporda bu tür açıklamaların çevrim içi platformlardaki söylemler üzerinde etkili olabildiği belirtildi.