FON YETERSİZLİĞİ VE İKLİM KRİZİ KISKACINDAKİ AFRIKA: SITMA KÜRESEL BİR TEHDİT OLMAYA DEVAM EDİYOR
Dünya genelinde tıp alanında yaşanan devrimsel gelişmelere rağmen, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan sıtma hastalığı küresel bir halk sağlığı krizi olmaya devam ediyor. 25 Haziran Afrika'da Sıtmayla Mücadele Günü kapsamında derlenen güncel veriler, trajik tablonun ağırlıklı olarak tek bir coğrafyada yoğunlaştığını ortaya koyuyor: Dünyadaki sıtma vakalarının ve bu hastalığa bağlı ölümlerin tam yüzde 95'i Afrika kıtasında kaydediliyor.
Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) son raporlarına göre, 2023 yılında dünya genelinde yaklaşık 263 milyon vaka tespit edilirken, 597 bin kişi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Enfekte dişi Anopheles sivrisineklerinin taşıdığı parazitlerle bulaşan bu hastalık, özellikle Sahra Altı Afrika'da adeta bir pandemi etkisi yaratıyor. Erken teşhis ve tedavi imkanlarına erişemeyen hastalar için süreç ne yazık ki ölümle sonuçlanıyor.
En Büyük Bedeli Beş Yaş Altı Çocuklar Ödüyor
Sıtma krizinin en acı veren boyutu ise savunmasız topluluklar üzerindeki etkisi. DSÖ verileri, sıtma kaynaklı can kayıplarının çok büyük bir kısmının çocuk yaşta gerçekleştiğini gösteriyor. Afrika Bölgesi'nde sıtma yüzünden hayatını kaybedenlerin yaklaşık dörtte üçünü, yani yüzde 75'ini 5 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Çocukların yanı sıra hamile kadınlar ve temel sağlık hizmetlerinin ulaşamadığı kırsal bölgelerde yaşayanlar da en yüksek risk grubunda yer alıyor.
Kıta genelinde hastalığın adeta merkez üssü haline gelen belirli ülkeler bulunuyor. Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Uganda, Etiyopya ve Nijer bu ülkelerin başında geliyor. Özellikle Nijerya, tek başına tüm Afrika'daki sıtma ölümlerinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yaparak krizin boyutunu gözler önüne seriyor.
Son 20 Yılın Kazanımları Tehlikede: Vakalar Yeniden Artıyor

Aslında geçmişe dönük bakıldığında sıtmayla mücadelede küresel ölçekte çok ciddi başarılar elde edilmişti. 2000 ile 2023 yılları arasında yürütülen kararlı programlar sayesinde dünya genelinde 2,2 milyar sıtma vakasının önüne geçildi ve 12,7 milyon ölüm engellendi. Bu büyük başarının en çok rahatlattığı bölge de yine Afrika kıtası olmuştu.
Ancak son yıllarda bu olumlu gidişat tersine dönmeye başladı. İlerleme hızının yavaşlamasıyla birlikte küresel vaka sayıları yeniden tırmanışa geçti. 2023'teki vaka sayısı, bir önceki yıla oranla tam 11 milyon artış gösterdi. Uzmanlar, bu geriye gidişin arkasında çok katmanlı sebepler olduğuna dikkat çekiyor:
"İklim değişikliğinin tetiklediği aşırı yağışlar ve sel felaketleri, sivrisinekler için devasa üreme alanları oluşturuyor. Bunun üzerine eklenen bölgesel çatışmalar, insani krizler ve parazitlerin ilaçlara karşı geliştirdiği direnç, hastalığı kontrol etmeyi zorlaştırıyor."
Mücadelenin Önündeki En Büyük Engel: 4 Milyar Dolarlık Bütçe Açığı
Sıtmayı bitirmenin önündeki en somut bariyerlerden biri ise finansman yetersizliği. DSÖ'nün saha operasyonlarını, ilaç tedarikini ve koruyucu cibinlik dağıtımlarını eksiksiz sürdürebilmesi için ihtiyaç duyulan bütçe 8,3 milyar dolar olarak hesaplanırken, 2023'te sağlanan fon yalnızca 4 milyar dolarda kaldı. Yarı yarıya oluşan bu finansal açık, doğrudan sahada insan hayatına mal oluyor.
Yeni Aşılar ve 2026'da Gelen Bebek İlacı Umut Işığı Oldu
Tüm bu olumsuz tablonun içinde, bilim dünyasından gelen haberler geleceğe dair umutları taze tutuyor. Son yıllarda geliştirilen sıtma aşıları, birçok Afrika ülkesinde rutin çocukluk çağı aşılama takvimine başarıyla entegre edildi.
Bunun yanı sıra tedavi cephesinde de stratejik bir hamle geldi. DSÖ tarafından 2026 yılında onaylanan ve özellikle bebeklerin kullanımı için optimize edilen ilk sıtma ilacı, tıp dünyasında büyük bir devrim olarak nitelendiriliyor. Laboratuvar aşamasındaki diğer yenilikçi ilaçların da mevcut tedavilere direnç gösteren parazit türlerini alt etmesi bekleniyor.
Ancak küresel sağlık otoriteleri tek bir noktada birleşiyor: Sadece yeni teknolojiler ve aşılar bu savaşı kazanmaya yetmez. Afrika'da sıtma yükünün tamamen ortadan kalkması; sürdürülebilir bir finansal destek, güçlü bir sağlık altyapısı, erken teşhis mekanizmaları ve kesintisiz koruyucu önlemlerin bir arada uygulanmasına bağlı.