Rusya Müslümanlarının Müslüman ülkelere elçi olarak gönderilmesi, sadece modern döneme ait bir diplomasi pratiği değil, köklü bir devlet geleneği olarak dikkat çekiyor. Din karşıtı politikaların hâkim olduğu Sovyet döneminde bile bu yaklaşım terk edilmedi. Bu geleneğin en etkili temsilcilerinden biri olan Kazak asıllı Nazir Torekulov, Sovyetler Birliği ile Suudi Arabistan arasında kurulan diplomatik ilişkilerin merkezinde yer aldı. Torekulov’un hikâyesi, Rusya Müslümanlarının dış politikadaki rolünü anlamak açısından kritik bir örnek sunuyor.
Rusya Müslümanları neden Müslüman ülkelere elçi gönderildi?
Rusya Müslümanlarının Müslüman ülkelere elçi olarak gönderilmesi, Çarlık Rusyası dönemine kadar uzanan bir diplomatik gelenek olarak öne çıkıyor. Müslüman toplumları daha yakından tanıyan ve dini-kültürel kodlara hâkim olan bu isimlerin, özellikle Orta Doğu ve Orta Asya’da daha etkili diplomasi yürüttüğü düşünülüyordu.
yüzyılda Buhara’ya elçi gönderilen Orenburglu Tatar Mendiyar Bekçurin, Orta Asya ve Kafkasya’da görev yapan ve daha sonra Rusya’nın ilk müftüsü olan Muhammetcan Hüseyinov ile Aldar İsengildin, bu geleneğin erken dönem temsilcileri arasında yer aldı. Sovyetler Birliği döneminde ise ateist ideolojiye rağmen bu yaklaşımın devam ettirilmesi dikkat çekti.
Nazir Torekulov kimdir?
Nazir Torekulov, Özbekistan’ın Kokand şehrinde doğmuş Kazak asıllı bir Sovyet diplomattı. Eğitimini cedid medresesinde ve ticaret kolejinde tamamladıktan sonra Moskova’da öğrenim gördü. 1917 Bolşevik Devrimi’nin ardından Kızıl Ordu’ya katılan Torekulov, kısa sürede Komünist Parti içinde yükseldi.
Gazetecilik, eğitimcilik ve dilbilim alanlarında da faaliyet gösteren Torekulov, birçok Türkçe derginin yayınında görev aldı. Kazak ve Türk dillerinin Latin alfabesine geçiş sürecinde aktif rol üstlenen Torekulov, çok dilli yayıncılık çalışmalarıyla Sovyet entelijansiyası içinde öne çıktı. Bu birikim, onun diplomatik görevler için uygun bir isim olarak görülmesini sağladı.
Sovyetler Birliği–Suudi Arabistan ilişkileri nasıl kuruldu?
Sovyetler Birliği ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin temeli 1920’li yıllarda atıldı. SSCB, Abdülaziz El Suud’u 1926 yılında Hicaz Kralı ve Necid Sultanı olarak tanıyan ilk devlet oldu. Bu adım, Sovyetler Birliği’nin İngiltere’nin bölgedeki etkisine karşı geliştirdiği stratejinin bir parçasıydı.
Sovyet Dışişleri Halk Komiseri Georgi Çiçerin, Müslüman bir elçinin Hicaz’a gönderilmesini savunarak Mekke’nin tüm Arap dünyasına açılan bir kapı olduğunu vurguladı. Bu çerçevede önce Kerim Hakimov, ardından 1927 yılında Nazir Torekulov Hicaz’a tam yetkili temsilci olarak atandı.
Nazir Torekulov’un Suudi Arabistan’daki rolü neydi?
Nazir Torekulov, Suudi Arabistan’a ulaştıktan sonra kısa sürede Arapça öğrenerek Kral Abdülaziz, Veliaht Prens Faysal ve kraliyet ailesiyle yakın ilişkiler kurdu. Eşi Nina Levaşova’nın kraliyet ailesindeki kadın ve çocukları tedavi etmesi, diplomatik ilişkilerin sosyal boyutunu güçlendirdi.
Torekulov’un çabalarıyla iki önemli gelişme yaşandı. İlki, Suudi Arabistan’a büyük miktarda yakıt sevkiyatını içeren “benzin anlaşması” oldu. İkincisi ise Veliaht Prens Faysal’ın 1932 yılında Sovyetler Birliği’ni ziyaret etmesiydi. Bu ziyaret, Moskova ile Riyad arasında ekonomik ve siyasi iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyordu.
Rusya Müslümanlarının diplomatik geleneği günümüzde sürüyor mu?
Rusya Müslümanlarının Müslüman ülkelere temsilci olarak gönderilmesi geleneği, günümüzde de farklı biçimlerde devam ediyor. Çeçen lider Ramzan Kadırov’un Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerde üst düzey temaslarda bulunması, birçok gözlemci tarafından bu tarihsel çizginin modern bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.
Kadırov’un Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed ile yakın ilişkileri, Rusya’nın Müslüman dünyayla temaslarında aracı figürlere verdiği önemi gösteriyor.
Nazir Torekulov’un sonu ve mirası
Nazir Torekulov, 1936 yılında görevinden geri çağrıldıktan sonra Sovyetler Birliği’nde tutuklandı ve 1937 yılında idam edildi. Aynı kaderi selefi Kerim Hakimov da paylaştı. Bu gelişmeler, Kral Abdülaziz’in tepkisine yol açtı ve Sovyetler Birliği ile Suudi Arabistan arasındaki diplomatik ilişkiler 1938 yılında tamamen koptu.
Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler ancak 1992 yılında yeniden kuruldu. Nazir Torekulov’un Moskova ile Riyad arasında güçlü ve kalıcı bağlar kurma çabaları ise, Rusya Müslümanlarının diplomatik tarihindeki en dikkat çekici örneklerden biri olarak önemini korumaya devam ediyor.