İran’ın nükleer programına dair Batılı ülkelerin "şeffaflık" baskısı sürerken, Tahran yönetimi denetleme süreçlerinin siyasileştirilmesine karşı sesini yükseltiyor. Sözcü İsmail Bekayi’nin bugün yaptığı açıklamalar, Ajansın (UAEA) sadece teknik bir gözlemci olmaktan çıkıp bir siyasi aktör gibi davranmaya başladığı yönündeki Tahran endişesini zirveye taşıdı.
"Doğrulama Yapın, Talimat Vermeyin"
Bekayi, UAEA’nın nükleer tesislerdeki "doğrulama" görevine odaklanması gerektiğini belirterek, kurumun sınırlarını aştığını iddia etti. İranlı sözcünün en dikkat çekici cümlesi ise şuydu:
“UAEA’nın görevi, Hürmüz Boğazı, İran’ın füzeleri ya da Tahran’ın nasıl davranması gerektiği konusunda siyasi mesajlar vermek değil, teknik doğrulama yapmaktır.”
Tarafsızlık ve Güvenilirlik Eleştirisi
İran yönetimi, uluslararası kurumların etkinliğinin sadece tarafsızlıkla korunabileceğini savunuyor. Bekayi, Ajansın bölgesel güvenlik konularında taraf tutar nitelikte açıklamalar yapmasının, kurumun nükleer meselelerdeki hakemlik rolüne zarar verdiğini belirtti. Bekayi’ye göre, "kişisel hırslar veya siyasi hırslar" doğrultusunda verilen mesajlar, Ajansın nükleer dünyadaki meşruiyetini aşındırıyor.
2026 Nükleer Tablosu: Neler Oluyor?
İran ile UAEA arasındaki bu son gerilimin perde arkasında birkaç kritik gelişme yer alıyor:
Natanz ve Saldırılar: 2026 Mart ayında Natanz Nükleer Tesisi'ne düzenlenen saldırılar sonrası Ajansın "itidal" çağrısı ve denetim talepleri Tahran tarafından mesafeli karşılanmıştı.
Uranyum Stokları: Ajans Başkanı Rafael Grossi’nin, İran’ın silah saflığına yakın zenginleştirilmiş uranyum stokları hakkındaki endişelerini sık sık dile getirmesi Tahran’ı rahatsız ediyor.
Hürmüz Boğazı Denklemi: Batılı güçlerin Hürmüz Boğazı üzerindeki "egemenlik" ve "abluka" tartışmalarına UAEA’nın raporlarında dolaylı yoldan atıfta bulunulması, Tahran’da "ajans bir maşa olarak kullanılıyor" algısını güçlendirdi.
Masa Devriliyor mu?
Uzmanlar, Bekayi’nin bu çıkışını, nükleer anlaşmanın (JCPOA) geleceğine dair yürütülen kapalı kapı görüşmelerinde İran’ın elini güçlendirme hamlesi olarak yorumluyor. Ancak Ajans müfettişlerine tam erişim verilmemesi ve füze programının nükleer dosyaya dahil edilmesi çabaları, Tahran ile Viyana arasındaki makasın daha da açılmasına neden olabilir.