ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisine müdahale etmesi durumunda ülkenin enerji ve altyapı tesislerinin vurulacağını açıklamasının ardından Tahran cephesinden yanıt gecikmedi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla tanınan Fars Haber Ajansı, Washington'ın olası bir hamlesine karşı Körfez bölgesinde konuşlu ABD askeri üslerini besleyen devasa enerji santrallerini kapsayan kritik bir liste yayımladı. Analiz haberde, ABD askeri varlığının bölge ülkelerinin sivil elektrik altyapısına doğrudan bağımlı olduğuna dikkat çekilerek, bu durumun taraflar arasında "karşılıklı stratejik bir bağımlılık ve caydırıcılık" yarattığı savunuldu.
BAE'deki ABD Güçleri İçin Operasyonel Risk
Yayımlanan raporda, Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de yer alan 6 bin megavat kapasiteli Et-Tavila Elektrik Santrali öne çıkarıldı. Ülkenin toplam elektrik gereksiniminin yaklaşık yüzde 12'sini üreten bu dev tesisin, aynı zamanda Amerikan güçlerinin konuşlandığı El Dafra Hava Üssü'nün ana enerji sağlayıcısı olduğu aktarıldı. Haberde, Et-Tavila'da meydana gelebilecek olası bir kesintinin El Dafra'daki askeri operasyonları doğrudan felç edebileceği öne sürüldü.
Benzer şekilde, Dubai Elektrik ve Su İdaresi (DEWA) bünyesindeki tesislerin toplamda 9 bin 650 megavatlık kapasiteyle Dubai'nin enerji ihtiyacının yüzde 85'ini karşıladığı hatırlatıldı. Bu santrallerin El Minhad Askeri Üssü'nün en kritik enerji kaynağı pozisyonunda bulunduğu ve yaşanacak bir tedarik krizinin üssün operasyonel kabiliyetini sekteye uğratacağı iddia edildi.

Katar ve Suudi Arabistan'daki Dev Üsler Hedef Kapsamında
Tahran'ın mercek altına aldığı bir diğer nokta ise ABD'nin Orta Doğu'daki en büyük askeri karargahı konumundaki Katar'da bulunan El Udeyd Hava Üssü oldu. 4 bin 511 megavatlık devasa üretim gücüne sahip Ras Laffan Elektrik Santrali'nin, El Udeyd'in ana şebekesini beslediği ifade edildi.
Suudi Arabistan tarafında ise başkent Riyad'da konuşlu 9 bin 636 megavat kapasiteli ana santralin, Prens Sultan Hava Üssü'nün tüm enerji altyapısını ayakta tuttuğu vurgulandı. Analizde, söz konusu sivil altyapı tesislerinde yaşanacak herhangi bir istikrarsızlığın ya da fiziksel hasarın doğrudan ABD üslerinin güvenlik ve operasyonel süreçlerini riske atacağı kaydedildi.