Yeni Birlik Gazetesi Dünya The Economist: Türkiye yeni dönemin en etkili barış elçisi oldu

The Economist: Türkiye yeni dönemin en etkili barış elçisi oldu

İngiliz The Economist dergisi, küresel krizlerde Batı'nın etkisinin zayıfladığını belirterek Türkiye'nin diplomatik masalarda ağırlığını artırıp en etkili arabuluculardan biri haline geldiğini yazdı.

Uluslararası sistemde yaşanan güç kayması ve tırmanan jeopolitik krizler doğrultusunda, küresel diplomatik arabuluculuk mekanizması köklü bir eksen değişimi geçiriyor. 

Dünyanın önde gelen siyaset ve ekonomi dergilerinden The Economist, "Dünyanın yeni barış elçileriyle tanışın" başlıklı analizinde, Batılı güçlerin küresel krizlerdeki etkisinin hızla zayıfladığını ve Türkiye'nin yeni dönemin en etkili arabulucularından biri olarak öne çıktığını belirtti. Ankara'nın kriz bölgelerindeki bu proaktif duruşu, Batı merkezli modellerin ötesinde farklı bir güven zeminine dayanıyor.

Beş yılda kritik krizlerde mekik diplomasisi

Analize göre Türkiye; köklü İslami kimliğinden ve tarihsel bağlarından aldığı güçle, Müslüman coğrafyadaki çatışmalarda Batılı aktörlere kıyasla daha güvenilir, adil ve kabul edilebilir bir aracı olarak konumlanıyor. Türkiye yalnızca son beş yıl içinde Rusya-Ukrayna, Etiyopya-Somali ve Pakistan-Afganistan arasındaki kritik krizlerde arabuluculuk rolü üstlendi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası arenadaki bu başarılı mekik diplomasisini ülkesini "küresel Güney’in güçlü bir savunucusu" olarak konumlandırmak adına stratejik bir kaldıraç olarak kullandı. Türkiye ayrıca, Suriye gibi çetin bir sahada dış müdahalelere bağımlı kalmaksızın kritik ateşkes süreçlerine öncülük etti.

Küresel arabuluculukta eksen değişimi ve pragmatizm

Barselona Özerk Üniversitesi’ne bağlı Barış Kültürü Okulu’na (ECP) göre, 2025 yılında dünya çapında kaydedilen 53 barış sürecinden en az 20’sinde Türkiye, Çin, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arab Emirlikleri gibi yeni nesil aktörler arabulucu olarak masadaydı. Buna karşın, Soğuk Savaş sonrası dönemin geleneksel barış aracıları olan Birleşmiş Milletler (BM) ile Norveç, İsveç ve İsviçre gibi ülkeler eski ağırlıklarını yitiriyor. 

BM'nin sahadaki mavi bereli sayısı 2016’daki 107 bin seviyesinden günümüzde 47 bine gerilemiş durumda. Yeni aktörler ise insan hakları veya demokratik reformlar gibi ideolojik şablonları bir kenara bırakarak istikrara, somut iş fırsatlarına ve ticari akışa odaklanan pragmatik avantajlar sunuyor. Türkiye ve Katar, Batılı hükümetlerin doğrudan masaya oturamadığı Hamas, İran ve Taliban gibi yapılarla doğrudan iletişim kurabilen açık bir kanal işlevi görüyor.

Sınır güvenliği ve ekonomik çıkarların korunması

Ankara’nın arabuluculuk faaliyetlerine odaklanmasının arkasında sadece küresel imaj değil, doğrudan bölgesel güvenlik ve ticari çıkarlar yer alıyor. Türkiye; sınırlarında yaşanan çok sayıda savaşın faturası olarak mülteci krizleri, enerji tedarikindeki aksaklıklar ve terör olaylarıyla doğrudan mücadele etmek zorunda kaldığı için anlaşmazlıkları alevlenmeden yönetmeyi maliyet-etkin bir doktrin olarak uyguluyor.

Aynı zamanda Irak ve Libya gibi yerlerdeki ekonomik çıkarlarını korumak ve Somali’de olduğu gibi yeni kazanımlar elde etmek için bu kabiliyetinden yararlanıyor. Yeni dönemde İran, Rusya ve Türkiye; Suriye’deki iç savaş boyunca birbirlerinin etki alanlarına müdahale etmemek amacıyla, dışarıdan herhangi bir Batılı müdahale olmaksızın pek çok ateşkes anlaşmasına doğrudan aracılık ederek bölgesel çözümleri devreye soktu.