Detroit ile Windsor şehirlerini birbirine bağlayan ve iki ülkenin otomotiv devlerini buluşturması hedeflenen Gordie Howe Uluslararası Köprüsü, görkemli bir ortak törenle açılmaya hazırlanıyordu. Ancak 8 yıllık yapım sürecinin ve peş peşe gelen gecikmelerin ardından tamamlanan 6,4 milyar Kanada Doları değerindeki dev proje, tarihinin en büyük diplomatik krizlerinden birine sahne oldu.

Donald Trump liderliğindeki ABD yönetiminin Kanada’ya yönelik son gümrük vergisi misillemeleri, bardağı taşıran son damla oldu. Kanadalı yetkililer, Amerikalı ortaklarına gönderdikleri açılış davetlerini iptal ederek törene tek başlarına ev sahipliği yapma kararı aldı. Karar, uzun yıllardır stratejik müttefik olan iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.
Kanada Tüm Masrafı Üstlendi, Washington Mülkiyet İstedi
Yıllık $1 milyar Kanada Doları’ndan fazla ticari mal akışına ev sahipliği yapması beklenen bu geçit, aslında yaklaşık 15 yıl önce Ottawa hükümetinin özverisiyle projelendirilmişti. Kanada, ABD tarafındaki siyasi engelleri aşmak ve ticari tıkanıklığı gidermek adına köprünün tüm inşaat masraflarını tek başına üstlenmeyi kabul etmişti. Yapılan ilk anlaşmaya göre Kanada, tüm yatırım harcamalarını geri kazandıktan sonra geçiş ücretlerini Michigan eyaletiyle paylaşacaktı.
Ancak kurdele kesim törenine kısa bir süre kala Donald Trump sahneye çıkarak, köprünün mülkiyeti ve yönetimi ABD ile eşit paylaşılmadığı sürece geçişlere izin vermeyeceğini duyurdu. Projenin en az yarısının Amerikan kontrolünde olması gerektiğini savunan Trump’ın bu hamlesinin arkasında, sınır bölgesindeki mevcut tek özel geçit olan Ambassador Köprüsü’nün sahibi ve Trump’ın önde gelen bağışçılarından milyarder Moroun ailesinin kulis çalışmalarının etkili olduğu belirtiliyor.
Ottawa Geri Adım Attı: 15 Yıllık Gelir Paylaşımı
Haziran ayında Kanada Başbakanı Mark Carney, görüşmelerin önünü açmak amacıyla köprü açılışının ertelenmesini kabul etti. Kilit önemdeki bu ticaret koridorunu bir an önce faaliyete geçirmek isteyen Ottawa, neticede geri adım atmak zorunda kaldı. Vardığı yeni uzlaşı kapsamında Kanada, önümüzdeki 15 yıl boyunca elde edilecek köprü gelirlerinin yarısını doğrudan ABD hükümetinin denetiminde olacak bir ekonomik kalkınma fonuna aktarmayı taahhüt etti.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda bu yeni durumu ABD için "büyük bir zafer" olarak nitelendirirken, Kanada iç siyasetinde ise Başbakan Carney'ye yönelik tepkiler büyüdü.
“Korsanlarla Muhatap Olmak Gibi”
Carney, seçim sürecinde sert ve kararlı bir diplomasi izleyeceğine dair söz vermiş olsa da, dijital hizmetler vergisinin kaldırılması ve misilleme tarifelerinden vazgeçilmesinin ardından köprü gelirlerinin de devredilmesi, muhalefet tarafından "zayıflık" olarak yorumlanıyor.
Kanada Küresel İlişkiler Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı ve eski diplomat Colin Robertson, süreci değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:
“Daha önce benzeri görülmemiş bir yönetimle karşı karşıyayız. Anlaşmaları tek taraflı bozuyor, sözleşmelere uymuyorlar. Adeta korsanlarla muhatap olmak gibi bir durum bu. Ancak tedarik zincirlerinin aksamaması adına Kanada bu ağır şartları kabul etmek durumunda kaldı.”

Eyaletler Arasında Görüş Ayrılığı: Hangi Strateji Doğru?
Kriz, Kanada içindeki eyalet liderlerini de ikiye böldü. Ontario Eyalet Başbakanı Doug Ford, Trump’ı "zorbalıkla" nitelendirerek Kanada’nın elindeki enerji ve kritik mineral ihracatı kartlarını masaya koyması gerektiğini savundu. Buna karşın Alberta ve Saskatchewan eyalet liderleri, daha dengeli ve temkinli bir tutum izlenmesi gerektiği görüşünde.
Bu altyapı yatırımı, daha faaliyete geçmeden Washington-Ottawa hattındaki derin güven bunalımının ve çtin ticaret savaşlarının anıtı haline gelmiş durumda.