Nournews’te “Mekke Paktı ve İran Denklemi: Yeni Oyun Daha Yeni Başladı” başlığıyla yayımlanan analizde, anlaşmanın yalnızca askeri iş birliği kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu. Analizde, üç ülkenin farklı alanlardaki askeri ve ekonomik kapasitelerini bir araya getirmesinin Batı Asya’daki güvenlik politikaları açısından yeni bir gelişme oluşturabileceği belirtildi.
Üç ülkenin farklı güç unsurları öne çıkarıldı
Nournews’in analizinde, Suudi Arabistan’ın son yıllarda karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditleri ve dış güvenlik ortaklarını çeşitlendirme arayışına dikkat çekildi. Özellikle Yemen’de Husiler tarafından gerçekleştirilen füze ve insansız hava aracı saldırılarının, Riyad’ın güvenlik politikalarında alternatif arayışlarını gündeme getirdiği ifade edildi.
Analizde Türkiye’nin savunma sanayisi ve askeri kapasitesi, Pakistan’ın nükleer gücü ve Suudi Arabistan’ın ekonomik kapasitesi, anlaşmanın öne çıkan unsurları arasında gösterildi. Bu unsurların bir araya gelmesinin, üç ülkenin bölgesel güvenlik politikalarındaki ağırlığını artırabilecek bir potansiyel taşıdığı değerlendirmesi yapıldı.
İran açısından anlaşma nasıl değerlendiriliyor?
Nournews’in değerlendirmesinde, anlaşmanın doğrudan İran'ı hedef alan bir yapı olarak okunmasının doğru olmayacağı ifade edildi. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın İran'la farklı düzeylerde diplomatik ve ekonomik ilişkiler yürüttüğüne dikkat çekilen analizde, anlaşmanın bölgesel güvenlik politikaları çerçevesinde ele alınması gerektiği belirtildi.
Bu değerlendirme, İran'ın resmi tutumu olarak değil, İran basınında yayımlanan analizdeki yaklaşım olarak öne çıkıyor.
ABD ve İsrail'in bölgesel konumu da ele alındı
Analizde, son dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin bazı ülkelerin ABD merkezli güvenlik politikalarına yönelik değerlendirmelerini değiştirdiği savunuldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki iş birliğinin de bölge ülkelerinin kendi güvenlik kapasitelerini geliştirme arayışları kapsamında değerlendirilebileceği ifade edildi.
Nournews, bununla birlikte bölge ülkelerinin kısa vadede Batı merkezli askeri sistemlerden tamamen uzaklaşmasının kolay olmadığını belirtti. Özellikle askeri teçhizat, eğitim ve mevcut savunma altyapıları nedeniyle bu alandaki bağımlılıkların devam ettiği değerlendirmesine yer verildi.