İsrail saldırılarının sebep olduğu ağır tahribat ve 3 yıla yaklaşan zorunlu aranın ardından Gazze Şeridi’nde eğitim dönemi yeniden başladı. Binaların büyük bölümünün yerle bir olduğu, ayakta kalanların ise sığınma merkezine dönüştüğü bölgede 541 bin öğrenci; enkaz yığınlarının ve hasarlı yolların arasından geçerek hazırlanan geçici eğitim alanlarına ulaştı. Yoksulluk ve tedarik kısıtlamaları sebebiyle yeni okul kıyafeti, çanta ve kırtasiye malzemelerinden mahrum şekilde ders başı yapan Filistinli çocuklar, eğitime zorlu şartlar altında erişmeye çalışıyor.
Gazze Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, sürecin "istisnai koşullar" altında yürütüldüğünü açıklarken, tüm kayıplara rağmen eğitimin geleceği yeniden inşa etmede hayati bir direniş alanı olduğunu vurguladı. Devlet okulları, özel kurumlar ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı'na (UNRWA) bağlı merkezlerde yürütülen program, bölgedeki çocuklar için hem bir umut hem de ayakta kalma mücadelesi anlamı taşıyor.
Yüz yüze ve çevrim içi: İki farklı model devreye sokuldu
Eğitim altyapısının çökmesi üzerine bakanlık, süreci yönetebilmek adına iki aşamalı bir model tasarladı. Bölge genelinde hazırlanan 700 geçici yüz yüze eğitim noktası vasıtasıyla 500 binden fazla öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Fiziksel olarak bu alanlara erişme imkânı bulunmayan veya Gazze Şeridi dışında yaşamak zorunda kalan öğrenciler ise derslerini çevrim içi platformlar üzerinden takip edecek.
Ancak haftalık ders saatlerinin 30 saatten 12 saate, yıllık eğitim gününün ise 200'den 60'a gerilediği bölgede; müfredatın düzenli şekilde uygulanabilmesi için her iki modelde de sıkı bir takip mekanizması öngörülüyor.
Çadır derslikler: Sıra ve tahta olmadan, aşırı sıcak ve soğukta ders
İsrail saldırılarında 59 devlet okulu, 30 özel okul ve engellilere hizmet veren 11 özel eğitim binası tamamen yıkıldı. Okul binalarının işlevsiz kalması, eğitim faaliyetlerinin çadırlara taşınmasını zorunlu kıldı. Temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak olan bu çadırlarda öğrenciler, sıra ve tahta bulunmaksızın doğrudan toprak veya zemin üzerinde oturarak ders dinlemeye çalışıyor.
Yazın kavurucu sıcaklara, kışın ise dondurucu soğuklara rağmen yürütülmeye çalışılan bu süreç, çocukların derse odaklanmasını ve öğrenme süreçlerini ciddi şekilde zorlaştırıyor. UNESCO ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşların da dikkati çektiği malzeme eksikliği, basit bir kalem veya defterin dahi çocuklara ulaştırılmasını engelliyor.
Üç yıllık kayıp, bir nesli tehdit ediyor
Örgün eğitimden uzun süre uzak kalmak, çocukların okuma, yazma, temel matematik ve fen bilimleri alanındaki becerilerinde telafisi güç boşluklar oluşturdu. Yayımlanan resmî raporlar, bu durumun bir kuşağın tamamında akademik seviye gerilemesine yol açtığına işaret ediyor. Anaokulu seviyesindeki eğitimin büyük ölçüde kesintiye uğraması ise küçük yaştaki çocukların zihinsel ve sosyal gelişimindeki önemli bir aşamanın kaybedilmesine neden oldu.
Savaşın getirdiği engellerden en ağır etkilenen gruplardan biri de yaralı ve engelli öğrenciler oldu. Görme ve işitme engellilere yönelik özel eğitim merkezlerinin yok edilmesi ve çadırların bu çocukların eğitimine uygun tasarlanmasının mümkün olmaması, binlerce engelli öğrenciyi sistemin tamamen dışına itmiş durumda.
Ağır travma ve devam eden saldırı riski
Sadece fizikî altyapı değil, çocukların ruhsal durumu da eğitimin önündeki en büyük engellerden biri. Yakınlarını kaybeden, bombardımanlara tanıklık eden ve defalarca yerinden edilen çocuklarda derin travma ve sürekli korku hali gözlemleniyor. Psikolojik destek ve ruh sağlığı hizmetlerinin en az dersler kadar acil bir ihtiyaç haline geldiği Gazze'de, eğitim süreci devam eden işgal saldırılarının gölgesinde ilerliyor.
Saldırıların başladığı tarihten bu yana 20 binden fazla öğrenci ve 532'den fazla öğretmen hayatını kaybetti. Son olarak derslerin başladığı günlerde 15 yaşındaki bir öğrencinin daha bombardımanda hayatını kaybetmesi, eğitim alanlarına giden yolların halen ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Bölgede altyapının yüzde 90'ı tahrip edilmiş durumdayken, Filistinli çocuklar enkazların arasında geleceğe tutunmaya çalışıyor.