İsrail yönetimi, işgal politikalarını yeni bir aşamaya taşıyarak Hindistan’da yaşayan ve Yahudi olduklarını iddia eden Bney Menaşe topluluğunu ülkeye getirmeye başladı. 23 Nisan itibarıyla 240 kişilik ilk kafilenin Ben Gurion Havalimanı’na inmesiyle başlayan süreç, sadece bir "göç" hareketi değil, aynı zamanda stratejik bir nüfus mühendisliği olarak değerlendiriliyor. Bakanlar düzeyinde karşılanan grubun, Filistinli nüfusun yoğun olduğu bölgelere yerleştirilmesi hedefleniyor.
Hedef: Kuzeydeki Arap Nüfusu Baskılamak
Daha önceki yıllarda getirilen topluluk üyeleri Batı Şeria’ya yerleştirilirken, bu yeni dalganın rotası İsrail’in kuzeyine çevrildi. Özellikle Arap ve Yahudi nüfusun iç içe olduğu Nof Hagalil gibi kasabalara yerleştirilecek olan topluluk, bölgedeki Yahudi hakimiyetini artırmak için kullanılacak. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in "Kuzeydeki hakimiyetimizi güçlendiriyoruz" sözleri, operasyonun asıl amacının yerleşimci şiddetini ve siyasi baskıyı artırmak olduğunu tescilledi.
"Vatandaşlık" Vaadiyle Ağır İşçilik ve Askerlik
İsrail’e taşınan topluluk üyelerini pembe bir tablo beklemiyor. Mevcut planlara göre, Hindistan’dan gelen bu kişiler öncelikle İsrail’in iş gücü açığı olan en ağır işlerde istihdam ediliyor. Vatandaşlık almaları ise İsrail Hahambaşılığı’nın katı "entegrasyon" programlarını başarıyla tamamlamalarına bağlanmış durumda. Programı bitirip vatandaşlık alanları bekleyen asıl görev ise, sivil katliamlarıyla gündemden düşmeyen İsrail ordusuna (IDF) taze kan olarak katılmak.
Bilimsel Dayanağı Olmayan "Kayıp Kabile" İddiası
Topluluğun "Menaşe kabilesinin torunlarıyız" şeklindeki iddiası tarihçiler ve genetik araştırmacılar tarafından reddediliyor. Bilimsel bir dayanağı bulunmayan bu iddia, İsrail’in yayılmacı ideolojisi ve Siyonist politikaları için elverişli bir zemin sunduğu için destekleniyor. Netanyahu hükümeti, Kasım 2025’te onaylanan plana göre 2031 yılına kadar topluluğun tamamını İsrail’e taşıyarak bölgedeki demografik savaşı kazanmayı amaçlıyor.
İsrail’in "Asker Açığı" Krizine Çözüm Arayışı
Gazze saldırılarıyla birlikte ciddi bir personel krizi yaşayan İsrail ordusu için bu topluluk, "stratejik rezerv" niteliği taşıyor. Göç ve Entegrasyon Bakanı Ofir Sofer’in "tarih yazıyoruz" diyerek sunduğu bu plan, aslında işgal ordusunun eksik saflarını doldurma ve işgal altındaki topraklarda Müslüman nüfusu demografik olarak kuşatma altına alma operasyonu olarak kayıtlara geçiyor.