İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yeni Birlik Gazetesi Dünya Venezuela’da olan bitene yakından bakınca: ABD gerçekte ne istiyor?

Venezuela’da olan bitene yakından bakınca: ABD gerçekte ne istiyor?

Venezuela’da yaşananlar ilk bakışta uyuşturucu ve seçim tartışmalarıyla anlatılıyor. Ama biraz yakından bakınca, meselenin çok daha eski ve çok daha tanıdık olduğu görülüyor.

Nilsu ÇAKIROĞLU

Venezuela yaklaşık on yıldır ağır bir ambargo altında. Ekonomi çökmüş durumda, raflar boş, para pul olmuş. Dışarıdan bakınca tablo net: “Yoksul bir ülke.”

Ama mesele tam da burada başlıyor.

Çünkü Venezuela yoksul değil. Tam tersi, yerin altı fazlasıyla zengin ve tarih bize şunu defalarca gösterdi: Yerin altı zenginse, yerin üstü hiçbir zaman sakin kalmaz. Er ya da geç birileri o zenginliği hatırlar.

Son günlerde ABD ile yaşanan gerilim, başkent Karakas’ın bombalanmasıyla sıcak çatışmaya döndü. Washington’un gerekçeleri tanıdık: uyuşturucu, demokrasi, meşruiyet, güvenlik… Ama sahaya biraz yakından bakınca, anlatılan hikayede eksik bir parça olduğu hissi insanın yakasını bırakmıyor.

Washington’un anlattığı hikaye

ABD yönetimi süreci üç başlıkta topluyor. Trump’a göre Maduro yönetimi:
• Terör örgütleri ve suç şebekeleriyle iç içe
• ABD’ye giden uyuşturucu trafiğinin parçası
• 2024 seçimlerindeki usulsüzlükler nedeniyle meşruiyetini yitirmiş durumda

Bu gerekçelerle ABD donanması haftalardır Karayipler’de. “Uyuşturucuyla mücadele” adı altında limanlar izleniyor, gemiler durduruluyor, hava ve denizde ABD askerleri devriye geziyor.

Ancak sahadaki askeri yoğunluk, bir narkotik operasyonundan fazlasını çağrıştırıyor. Bu kadar gemi, bu kadar uçak, bu kadar asker… Sadece kokain için biraz fazla kalabalık. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu kadar güç gerçekten bunun için mi?

Karakas’tan gelen yanıt kısa ve net

Venezuela yönetimi iddiaları reddediyor ve durumu tek bir cümlede özetliyor: “Kaynaklarımız hedefte.”

Saldırıların ardından yapılan açıklamalarda petrol ve yer altı kaynaklarına yapılan vurgu özellikle dikkat çekiyor. Bu vurgu, Trump’ın son dönemde ağzından kaçan bazı cümlelerle birlikte okunduğunda daha da anlam kazanıyor.

Trump’ın ağzından kaçan cümle

ABD Başkanı Donald Trump, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada ABD şirketlerinin Venezuela petrolünden “zorla uzaklaştırıldığını” söyledi. 2007’de Hugo Chávez döneminde ExxonMobil’le yaşanan krizi hatırlattı ve şu cümleyi kurdu: “Petrolümüzü aldılar, geri istiyoruz.”

Bu cümle, krizin belki de en sade özeti. Uyuşturucu, seçim, demokrasi… Bunların hepsi vitrin. Asıl mesele petrol. Ama hikâye orada da bitmiyor.

Sadece petrol değil

Venezuela aynı zamanda:
• Altın
• Doğalgaz
• Demir ve boksit
• Koltan ve nadir toprak elementleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biri.

Tüm bunlar Venezuela’yı yalnızca bölgesel değil, küresel bir dosya haline getiriyor.

Çin faktörü

Son yıllarda Venezuela’nın Çin’le kurduğu ekonomik ortaklıklar ABD’yi açıkça rahatsız ediyor. Washington, nadir toprak elementlerinde Çin’e olan bağımlılığını artık gizlemiyor; bunu açıkça tehlike olarak görüyor.

Bu nedenle Venezuela dosyası yalnızca bir Latin Amerika meselesi değil. Aynı zamanda ABD–Çin rekabetinin sahadaki başlıklarından biri.

“Uyuşturucuyla mücadele” gerekçesi tanıdık

Latin Amerika bu cümleleri daha önce de duydu. 2000’li yıllarda Kolombiya’da devreye sokulan “Plan Kolombiya” da aynı gerekçeyle başlamıştı. ABD bölgeye yerleşmiş, askeri varlığını kalıcı hale getirmiş ama uyuşturucu ticareti bitmemişti.

Bugün Venezuela çevresinde yaşanan askeri hareketlilik, birçok uzmana göre Plan Kolombiya’nın güncellenmiş bir versiyonu. Gerekçe aynı. Bölge farklı.

Perde arkasında konuşulanlar

Diplomatik kulislerde dolaşan bilgilere göre ABD, operasyon öncesinde Maduro’ya bir teklif sundu. İddiaya göre bu teklifte, Venezuela petrolüne yeniden erişim karşılığında Maduro’nun ülkeyi terk etmesi istendi. Masadaki seçeneklerden biri de Maduro’nun Türkiye’ye gitmesini içeren bir sürgün planıydı. Görüşmeler sonuçsuz kaldı. Ardından sahadaki tablo bir anda sertleşti ve bu noktada, işin rengi değişti.

Uykuda yakalanan bir lider iddiası

Basına yansıyan iddialara göre ABD’nin seçkin özel kuvvetlerinden Delta Force, Karakas’ta gece saatlerinde nokta operasyonu gerçekleştirdi. Maduro’nun ve eşinin uykuda yakalandığı, operasyon sırasında etkisiz hâle getirildiği öne sürüldü.

Bu iddia, “uyuşturucuyla mücadele” söylemiyle yan yana konulduğunda fazlasıyla sırıtan bir tablo ortaya çıkarıyor. Çünkü Delta Force, rutin operasyonlar için sahaya sürülen bir birlik değil. Bu tür hamleler genellikle daha büyük, daha derin jeopolitik hesapların habercisi olur.

Tüm bu başlıklar bir araya geldiğinde Venezuela’daki krizin yalnızca uyuşturucu meselesi olmadığı açıkça görülüyor. Ortada:
• Petrol ve stratejik madenlere erişim
• Çin ve Rusya etkisini sınırlama
• Latin Amerika’da kaybedilen nüfuzu geri alma üzerine kurulu sert bir güç mücadelesi var.

Karakas’ta patlayan bombalar da, Maduro’nun akıbetine dair iddialar da bu hesaplaşmanın yeni başladığını değil; aslında çoktan başladığını gösteriyor.

Ve görünen o ki Venezuela, bu oyunda sadece bir ülke değil. Büyük güçlerin masasında duran, pahalı ve vazgeçilmesi zor bir parça.