Yeni Birlik Gazetesi Dünya Yeni Zelanda'da ezber bozan adım: Özgür Filistin Partisi kuruldu

Yeni Zelanda'da ezber bozan adım: Özgür Filistin Partisi kuruldu

Yeni Zelanda'da 2026 seçimleri öncesi rekor sürede örgütlenen "Özgür Filistin" partisi, ülkenin küresel askeri ittifaklardan çekilmesini ve Gazze'deki trajedinin sorumlularından hesap sorulmasını istiyor.

Yeni Zelanda, küresel siyaset sahnesinde eşine az rastlanır bir demokratik çıkışa sahne oluyor. Mayıs ayında resmi kuruluşunu tamamlayan ve doğrudan Gazze odaklı bir politika güden "Özgür Filistin" partisi, 2026 genel seçimleri öncesinde ülkedeki geleneksel siyasi dengeleri sarsmaya kararlı. Partinin kurucusu ve uzun yıllardır Filistin aktivisti olan lise öğretmeni Paul Hopkinson, temel hedeflerinin Wellington yönetimini ve küresel güçleri İsrail’in bölgedeki eylemlerine suç ortaklığı yapmaktan dolayı sorumlu tutmak olduğunu açıkladı.

"Küresel Savaşlar Gazze'deki Soykırımı Unutturmamalı"

17 yaşından bu yana Christchurch kentinde Filistin haklarını savunan ve Gazze’deki krizin başladığı ilk günden beri protestoların öncülüğünü üstlenen Hopkinson, son dönemde Orta Doğu'da tırmanan bölgesel gerilimlerin asıl trajediyi gölgelediğini savunuyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamleleriyle başlayan askeri hareketliliğin, uluslararası toplumun odağını Gazze’den uzaklaştırdığına dikkat çeken deneyimli aktivist, partinin tam da bu dönemde bir hafıza ve adalet odağı olarak kurulduğunu belirtti. Hopkinson, 2026'nın Yeni Zelanda için bir seçim yılı olmasını fırsat bilerek, Filistin halkının maruz kaldığı 78 yıllık süreci "günümüzün holokostu" olarak nitelendirdi ve bu meseleyi dünyanın ahlaki olarak karşı karşıya olduğu en büyük sınav olarak tanımladı.

"İktidara Gelen Her Parti Amerikan İmparatorluğunun Parçası Oluyor"

Yeni Zelanda'daki mevcut siyasi yapıyı sert bir dille eleştiren Hopkinson, ülkede sağ ya da sol ittifakların iktidarda olmasının Filistin politikasını değiştirmediğini ileri sürdü. Muhalefetteyken kulağa hoş gelen açıklamalar yapan partilerin, hükümet koltuğuna oturdukları an "Amerikan imparatorluğunun" bir parçası haline geldiklerini iddia eden parti lideri, "Bu yapıların tamamı, İsrail suç işlerken iktidardaydı. Bizim amacımız, bu ikiyüzlü politikalara son vererek siyasetçileri ahlaki ve hukuki olarak sorumlu tutmak" ifadelerini kullandı. Orta Doğu'daki istikrarsızlığın temel kaynağı olarak İsrail'in varlığını gösteren Hopkinson, bu durumun küresel ekonomiyi de bir buhrana doğru sürüklediğini vurguladı.

Radikal Seçim Vaadi: Küresel Askeri İttifaklardan Çekilme

Partinin kamuoyunda gördüğü ilginin altını çizen Hopkinson, siyonist lobilerin rahatsızlığına rağmen, halktan rekor sürede ve yoğun bir üye desteği aldıklarını açıkladı. Parlamentoda sandalye kazanmaları durumunda izleyecekleri yol haritasını da paylaşan Hopkinson, ilk iş olarak Yeni Zelanda’yı ABD ve Avrupa merkezli askeri ve güvenlik ittifaklarındıran koparacaklarını söyledi. Soykırım iddiaları sürerken Yeni Zelanda ordusunun ABD ve İsrail güçleriyle ortak tatbikatlara katılmasına tepki gösteren lider, Birleşmiş Milletler nezdinde Filistinlilerin geri dönüş hakkı ve işgalin sonlandırılması için agresif bir diplomasi yürüteceklerinin sözünü verdi.

Sloganlar ve İfade Özgürlüğü Mücadelesi

İngiltere, Almanya ve Avustralya gibi ülkelerde kamusal alanda kullanımı kısıtlanan ya da yasaklanan "Nehirden denize kadar Filistin özgür olacak" sloganını ısrarla savunmaya devam edeceklerini belirten Hopkinson, bu hareketin aynı zamanda Batı dünyasında daralan ifade özgürlüğü alanını genişletme mücadelesi olduğunu ifade etti. Dünyanın en ileri teknolojileriyle kuşatılmış bir halkın haklı direnişinin suçlanamayacağını söyleyen Yeni Zelandalı lider, küresel dayanışma ağlarının siyonizm ve ABD emperyalizmine karşı her türlü sivil ve hukuki aracı kullanarak baskıyı artırması gerektiği çağrısıyla sözlerini tamamladı.