Yunanistan hükümetinin hava sahasını koruma hedefiyle İsrail’den tedarik etmeyi planladığı "Aşil Kalkanı" adı verilen hava ve füze savunma sistemi, ülke basınında ve savunma kulislerinde geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi. Milyarlarca avro değerindeki dev anlaşma; kaynak kodlarının teslim edilmemesi, ülkenin İsrail diplomasisine bağımlı hale getirilmesi ve ihaleyi üstlenen şirketin geçmişteki casus yazılım skandallarıyla olan bağlantıları sebebiyle sert eleştirilerin hedefinde yer alıyor.
Casus Yazılım Gölgesi ve Şüpheli Geçmiş
Yunan medyasının önde gelen yayın organlarından Documento gazetesi, "Rusya için 'kalkan', Türkiye için değil" başlığıyla hazırladığı kapsamlı dosyada projenin perde arkasına ışık tuttu. Analizlerde, ihalenin ana aktörlerinden Israel Aerospace Industries (IAI) şirketinin geçmişi mercek altına alındı. IAI'nın, 2017 yılında Yunanistan’da siyasilerin ve gazetecilerin dinlenmesiyle patlak veren skandalın merkezindeki "Predator" casus yazılımını geliştiren Cytrox firmasında hissedar ve yönetim düzeyinde temsilci olduğu hatırlatıldı.
Yunan kamuoyunda, milyonlarca vatandaşın güvenliğini ilgilendiren milyarlık bir savunma projesinin, adı geçmişte dinleme skandallarına karışan yapılarla bağlantılı bir şirkete teslim edilmesinin kabul edilemez olduğu vurgulanıyor.
"ABD Bile Bu Şartlarla Sistemi Satın Almadı"
Askeri uzmanlar ve diplomatik kaynaklar, projenin teknik boyutuna dair çok daha kritik bir tehlikeye parmak basıyor. Sistem; sensörler, önleme bataryaları ve komuta-kontrol merkezinden oluşsa da sistemin "anahtarının" tamamen İsrail’in elinde kalacağı belirtiliyor. Atina yönetiminin komuta-kontrol altyapısı ve kaynak kodları üzerinde tam yetkiye sahip olamayacak olması, "Yunanistan kendi savunmasında tamamen Tel Aviv’e bağımlı hale getiriliyor" yorumlarını beraberinde getiriyor.
Nitekim askeri kaynaklar, ABD’nin dahi söz konusu sistemi kendi envanterine katmadığına dikkat çekiyor. Washington’ın bu kararı almasındaki temel etkenlerin; sistemin kontrolünü bütünüyle devralamaması ve İsrail’in kritik teknolojileri paylaşmaktan kaçınması olduğu ifade ediliyor.
Gözler Kaynak Kodlarında: Türkiye Detayı ve Bölgesel Dengeler
Eski Büyükelçi Vasilis Bornovas da stratejik silah alımlarında kaynak kodlarına erişimin hayati önem taşıdığına işaret ediyor. Projenin hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Bornovas, sistemin öncelikli olarak Türkiye’ye değil, daha çok kuzey sınırlarından ve Rusya kaynaklı gelebilecek tehditlere karşı kurgulandığı görüşünü savunuyor. Bornovas ayrıca, Ankara ile Tel Aviv arasındaki konjonktürel gerilimlerin kalıcı olmayabileceğini ve her iki ülkenin de bölgede güçlü ordulara sahip olduğunu hatırlatarak Atina'nın stratejik hesabını iyi yapması gerektiğini belirtiyor.
Ulusal Savunma Deşifre mi Oluyor?
Projenin şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütülmesine tepki gösteren akademisyenler ve muhalefet kanadı ise kamuoyuna yeterli bilgi verilmemesini "ulusal savunma altyapısının zayıflatılması" olarak nitelendiriyor.
Öte yandan, İsrailli teknik heyetlerin sistemin kurulacağı alanları belirlemek amacıyla Yunanistan’daki askeri tesislerde yürüttüğü detaylı incelemelerin de bir güvenlik zafiyeti doğurduğu savunuluyor. Yunanistan Komünist Partisine (KKE) yakın yayın organlarında yer alan değerlendirmelere göre; İsrailli yetkililerin ülkenin en kritik askeri altyapılarına dair kapsamlı bilgi sahibi olması, Yunanistan’ı olası kriz anlarında yeni korumasızlıklar ve risklerle karşı karşıya bırakabilir.