Son yıllarda Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayii hamleleriyle bölgesel bir güç haline gelmesi, Atina yönetimini yeni arayışlara itti. Rusya ile savaşında deniz dronları konusunda büyük tecrübe kazanan Ukrayna’nın kapısını çalan Yunanistan, beklemediği bir diplomatik manevrayla karşılaştı.
Anlaşmayı Kilitleyen Madde: "Nerede Kullanacağınızı Biz Belirleriz"
Yunanistan’ın saygın gazetelerinden Ekathimerini’nin haberine göre; Ukrayna, teslim edilecek insansız deniz araçlarının olası bir savaş veya çatışma durumunda nerede ve nasıl kullanılacağına dair söz sahibi olma talebinde bulundu. Yunan tarafı, egemenlik haklarına aykırı bulduğu bu "veto" şartını kesin bir dille reddedince görüşmeler çıkmaza girdi.
"Mesele Kiev’in Türkiye ile Olan Dengesi"
Yunan basını, Ukrayna’nın bu katı tutumunun arkasındaki asıl nedenin Atina değil, Ankara olduğunu yazdı. Gazete, Kiev’in Türkiye ile yürüttüğü savunma iş birliğini tehlikeye atmak istemediğini belirterek şu analizi paylaştı:
"Mesele, Kiev'in Türkiye ile korumaya çalıştığı dengeyle bağlantılı. Ukrayna'nın Yunanistan'a nazaran Türkiye'yi çok daha tercih edilebilir ve vazgeçilmez bir ortak olarak gördüğü yaygın bir gerçek."
Karadeniz’in Anahtarı Türkiye’nin Elinde
Haberde, Ukrayna’nın Türkiye’ye olan "mecburiyeti" ve hayranlığı şu gerekçelerle açıklandı:
Montrö Sözleşmesi: Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki hakimiyeti ve Karadeniz’e giriş-çıkışları kontrol etmesi, Ukrayna için hayati önem taşıyor.
Stratejik Ortaklık: Karadeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip NATO üyesi olarak Türkiye, Kiev için Yunanistan ile kıyaslanamayacak bir askeri ve siyasi ağırlığa sahip.
Savunma İhracatı: Ukrayna, Türkiye’den aldığı Bayraktar TB2 ve diğer savunma sistemlerinin sahadaki başarısını, Yunanistan’ın vaatlerinden daha somut görüyor.
Atina’da "Türkiye" Telaşı Sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterine giren teknolojik silahların Yunan kamuoyunda yarattığı endişe, bu başarısız anlaşma ile daha da derinleşti. Atina, Türkiye’nin savunma sanayiindeki "oyun değiştirici" rolünü kırmak için başka kapıları çalmaya devam etse de, Ukrayna örneğinde olduğu gibi bölgesel gerçeklerin engeline takılıyor.