Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen kritik NATO Zirvesi, sadece ittifak içi dengeleri değil, Doğu Akdeniz ve Ege’deki askeri güç dengelerini de yeniden şekillendirecek diplomatik bir hamleye sahne oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen yüz yüze görüşme, Türkiye’nin F-35 beşinci nesil savaş uçağı programına geri dönüş ihtimalini küresel gündemin ilk sırasına taşıdı. Bu gelişme, Atina’da adeta soğuk duş etkisi yarattı.

Komşuda "Kasım" Alarımı: Süreç Hızlanıyor mu?
Yunanistan’ın önde gelen yayın organlarından Kathimerini ve in.gr, Ankara ile Washington arasında yürütülen perde arkası diplomasinin yeni ve oldukça dinamik bir aşamaya geçtiğini yazdı. Atina yönetiminin, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesini artık uzak bir ihtimal değil, "yakın ve ciddi bir senaryo" olarak okumaya başladığı belirtiliyor.
Yunan güvenlik kaynaklarına dayandırılan iddialara göre, ABD Kongresi'ndeki yasal süreçler, sonbahardaki ara seçimler öncesinde, yani en geç Kasım ayına kadar somut bir neticeye kavuşabilir.

Yunan analistler, Washington ile Ankara'nın siyasi ve hukuki formüller üzerinde uzlaşmaya çok yakın olduğunu öne sürerken, 2019 yılından bu yana krize neden olan S-400 hava savunma sistemi meselesinin de her iki tarafı memnun edecek bir ara formülle çözüme kavuşturulmak istendiğini belirtiyor.
Sadece F-35 Değil: KAAN ve F-16 Trafiği de Masada
Atina'daki endişe dalgası yalnızca F-35 uçaklarıyla sınırlı değil. Yunan basınında çıkan kapsamlı analizlerde, Türkiye’nin mevcut hava gücünü tahkim eden F-16 modernizasyon kitleri ve yeni uçak tedariki süreçlerinin de pürüzsüz ilerlediği vurgulanıyor.
Türkiye’nin yerli ve milli muharip uçağı KAAN’ın seri üretiminde kritik öneme sahip olan ABD menşeili F-110 motorlarının tedariki konusunun da Trump-Erdoğan görüşmesinde pozitif bir seyir izlediği iddia edildi. Ankara'nın savunma sanayiindeki bu topyekûn atılımı, Ege'deki askeri üstünlük hesaplarını tersine çeviriyor.
"Türkiye Vazgeçilmez Bir Aktör" İtirafı
Yunan medyasındaki yorumlarda, Trump yönetiminin Türkiye’ye yönelik sıcak mesajlarının altındaki jeopolitik gerçekliğe de dikkat çekildi. Karadeniz’den Orta Doğu’ya, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e kadar uzanan devasa bir coğrafyada Ankara'nın üstlendiği "kilit rolün" Washington tarafından göz ardı edilemeyeceği belirtildi.