Almanya'da 2022-2023 yılları arasında patlak veren enerji krizinin toplumsal ve siyasi yansımaları somut verilerle gözler önüne serildi. Münih Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Merkezi'ne (CESifo) bağlı uzmanlar tarafından yürütülen çalışma, elektrik faturalarında ortalamanın üzerinde artış gören Alman hanelerinin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisine yönelme eğiliminin 7,5 puan yükseldiğini ortaya koydu.
Elektrik fiyatlarındaki beklenmedik tırmanış, seçmenlerin merkez siyasete olan inancını zayıflatırken; ucuz enerji vaadinde bulunan ve Rusya'ya dönük yaptırımlara karşı net duruş sergileyen AfD'nin cazibesini artırdı. Faturalardaki artışın yarattığı siyasi kırılmanın zaman içinde kalıcı hale gelmesi ise dikkat çeken detaylar arasında yer aldı.
Yeşiller Kan Kaybetti, Toptan Fiyat Düşüşü Perakendeye Yansımadı
Araştırma bulgularına göre fatura şokundan etkilenen seçmen grubunda diğer merkez partiler anlamlı bir oy artışı yakalayamazken, iklim odaklı politikalarıyla bilinen Yeşiller Partisi belirgin bir destek kaybı yaşadı.
Süreç içerisinde toptan elektrik fiyatları 2023 yılında gerileme kaydetmesine karşın, bu durum son tüketiciye yansımadı ve ortalama perakende elektrik fiyatlarında yüzde 25 ila 30 bandında bir artış gerçekleşti. Perakende elektrik birim fiyatının kilovatsaat başına 0,45 avro seviyelerine yükseldiği, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasındaki toplam fiyat artışının ise yüzde 42'yi bulduğu kaydedildi. Faturalarında yüzde 31'in üzerinde artış gören haneler "yüksek artış grubu" olarak sınıflandırıldı.
95 Milyar Avroluk Dev Destek Paketi Yetersiz Kaldı
Almanya federal hükümetinin enerji krizinin etkilerini hafifletmek amacıyla hayata geçirdiği 95 milyar avroluk devasa teşvik mekanizması da aşırı sağın yükselişine engel olamadı. Vergi indirimleri, doğrudan ödemeler ve elektriğe getirilen 0,40 avroluk tavan fiyat uygulamasına rağmen birçok vatandaş kamu desteğini doğrudan faturalarında hissetmediğini belirtti.
Tarihsel Paralellik: Ekonomik Çalkantılar Radikal Siyaseti Besliyor
Enerji krizinin tetiklediği bu siyasi tablo, Almanya'nın yakın geçmişindeki kriz dönemlerini yeniden gündeme getirdi. 1920'lerin başında yaşanan hiperenflasyon ortamının Weimar Cumhuriyeti'ne olan güveni eritmesi ve 1929 Büyük Buhranı'nın getirdiği kitlesel işsizlik, Nazilerin iktidara yürüyüşünü hızlandıran temel faktörler olmuştu.