Antalya’da denizden çıkarılan Roma Dönemi’ne ait bronz heykelciğin medyadaki sunum biçimi, kültür varlıklarının kamuoyuna aktarılma dili üzerine yeni bir tartışma başlattı. Eseri bularak Antalya Müze Müdürlüğüne teslim eden vatandaşın tutumu takdir toplarken, olayın bazı haber kuruluşları tarafından “hazine” ve “hazine avcısı” ifadeleriyle servis edilmesi uzmanların tepkisini çekti.
Antalya Belek Üniversitesi Mimari Restorasyon Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Arkeolog Halil Mert Erdoğan, haberlerde kullanılan bu dilin toplumsal koruma bilincine zarar verdiğini belirterek, asıl öne çıkarılması gereken konunun yurttaşın sergilediği örnek davranış olduğunu vurguladı.
Arkeolojik Eserler Maddi Kazanç Nesnesi Olarak Görülmemeli
Söz konusu nitelemelerin definecilik anlayışını körüklediğine dikkat çeken Erdoğan, arkeolojik eserlerin “hazine” olarak tanımlanmasının, varlıkların bilimsel, tarihi ve toplumsal değerlerini gölgelediğini belirtti. Eserlerin birer maddi kazanç kapsı değil, insanlığın ortak mirası olduğunu ifade eden Erdoğan, habercilikte kullanılan cazip dilin izinsiz aramaları heyecan verici bir macera gibi gösterebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Denizde arama yapan bir kişinin doğrudan “hazine avcısı” olarak nitelendirilmesinin de yanlış algılara yol açabileceğini aktaran Erdoğan, olayın arka planı kesinleşmeden yapılan bu tür yayınların hem habercilik ilkeleri hem de kişi hakları açısından sakınca doğurduğunu kaydetti.
İzinsiz Define Aramanın Hukuki Yaptırımları Bulunuyor
Türkiye'de dedektör sahibi olmanın tek başına bir suç teşkil etmediğini ancak izinsiz define arama faaliyetlerinin ciddi hukuki yaptırımları bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nu işaret etti. Mevzuat gereği su altında define aramasına izin verilmediğini vurgulayan uzman, mevzuata aykırı hareket edenlere kanun kapsamında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğünü hatırlattı.
Kültürel miras bilincinin doğru bir habercilik diliyle inşa edilebileceğini belirten Erdoğan; basın mensuplarını, sosyal medya yayıncılarını ve içerik üreticilerini defineciliği çağrıştıran ifadelerden kaçınmaya, koruma bilincini teşvik eden bir söylem benimsemeye davet etti.