İzmir Ekonomi Üniversitesi öğrencileri, dünyanın simge yapılarını küçülterek sarsma tablolarına yerleştirdi; Taipei 101’den Burj Al Arab’a kadar 22 dev yapının deprem anındaki dayanıklılığı mercek altına alındı.
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Bölümü öğrencileri, teorik bilgiyi pratiğe dökerek dikkat çekici bir projeye imza attı. Geleceğin mimar ve mühendis adayları, dünya mimarlık tarihine geçmiş 22 ikonik yapının ölçekli maketlerini hazırlayarak, bu yapıların olası bir sarsıntı karşısında nasıl tepki vereceğini laboratuvar ortamında test etti.
Üç aylık yoğun bir çalışma sürecinin ürünü olan projede; Tokyo Skytree, Taipei 101, Burj Al Arab, Golden Gate Köprüsü ve Empire State Binası gibi mühendislik harikaları mercek altına alındı. Öğrenciler, maketlerin altına yerleştirdikleri özel sarsma tabloları sayesinde, binaların kütle dağılımlarını ve taşıyıcı sistemlerinin deprem yükü altındaki davranışlarını gözlemleme fırsatı buldu.
Mühendislikte teoriden pratiğe geçiş
Projenin akademik danışmanlığını üstlenen İEÜ Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Uygulama Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Gökhan Kılıç, bu tür uygulamaların mesleki gelişim için kritik olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kılıç, öğrencilerin sadece formüllerle değil; yapıların geometrisi, malzeme kalitesi ve dirençlilik gibi gerçek dünya problemleriyle yüzleştiğini belirtti.
Prof. Dr. Kılıç, "Mimarlık ve mühendislik öğrencileri için bir yapıyı sadece estetik açıdan değil, afetlere karşı dayanıklılık boyutuyla değerlendirmek hayati bir yetkinliktir. Gençlerimizin bu süreçte kazandığı farkındalık, gelecekte daha güvenli ve dirençli şehirler inşa etmemizin temelini oluşturacak" dedi.
Kampüste afet bilinci sergisi
Hazırlanan maketler ve elde edilen teknik raporlar, üniversitenin D Blok Çok Amaçlı Salonu’nda sergilenerek ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sergi, sadece akademik bir çalışma olmanın ötesine geçerek, farklı yapı sistemlerinin deprem karşısındaki davranışlarını somut bir şekilde gözler önüne serdi. 67 öğrencinin görev aldığı bu çalışma, bilimsel merakı toplumsal sorumluluk bilinciyle birleştiren bir örnek olarak öne çıktı.