Kastamonu Üniversitesi öncülüğünde başlatılan yeni bir araştırma, yangınla mücadele eden kahramanların görev başında maruz kaldığı kimyasal tehlikeleri ve vücut üzerindeki uzun vadeli etkilerini bilimsel bir zemine oturtmayı hedefliyor.
Yangın bölgelerinde görev yapan itfaiyeciler, sadece alevlerle değil, aynı zamanda soludukları ve temas ettikleri çevresel kimyasallarla da mücadele ediyor. Özellikle PFAS olarak bilinen Per- ve Polifloroalkil Maddeler, bu meslek grubunda ciddi bir sağlık riski oluşturuyor. Kastamonu Üniversitesi Bozkurt Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Nuray Demiralp’in yürütücülüğünü üstlendiği kapsamlı çalışma, bu tehlikeli maddelerin vücuttaki fizyolojik yükünü detaylıca incelemeye hazırlanıyor.
Güçlü bir akademik kadroyla yola çıkıldı
TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı tarafından fonlanan proje, farklı üniversitelerden uzman isimleri bir araya getiriyor. Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tayfun Şahin, Doç. Dr. Serpil Gerdan ve Dr. İnci Özdemir ile Ankara Üniversitesi’nden Dr. Ayşe Ütük’ün araştırmacı olarak yer aldığı ekibin danışmanlığını ise Prof. Dr. Hürmüz Koç yapıyor. 12 ay sürmesi planlanan ve 100 bin TL bütçeye sahip olan çalışma, itfaiyecilerin maruz kaldığı kimyasalların insan sağlığı üzerindeki tahribatını somut verilerle ortaya koymayı amaçlıyor.
Fiziksel kondisyon bir kalkan olabilir mi?
Araştırmanın merkezinde, Fizyolojik Tampon Hipotezi yer alıyor. Bilim insanları, yüksek kardiyorespiratuar uygunluğa (VOmax) sahip itfaiyecilerin, PFAS maruziyetinin yarattığı fizyolojik strese karşı daha dirençli olup olamayacağını test edecek. Eğer bu hipotez doğrulanırsa, fiziksel kondisyonun çevresel toksinlere karşı koruyucu bir mekanizma görevi gördüğü bilimsel olarak kanıtlanmış olacak.
Yeni sağlık politikalarına ışık tutacak
Proje sonunda elde edilecek bulgular, sadece itfaiyeciler için değil, benzer riskli sektörlerde çalışan tüm meslek grupları için hayati önem taşıyor. Araştırma, mevcut iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin bilimsel veriler ışığında güncellenmesine ve daha etkin koruyucu politikaların geliştirilmesine zemin hazırlayacak. İtfaiyecilerin sağlığını korumak adına atılan bu adım, mesleki risk yönetiminde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.