YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın açıklamasına göre kontenjan planlaması yalnızca devlet üniversiteleriyle sınırlı kalmayacak. 2026 yılı itibarıyla vakıf üniversitelerinde de benzer bir daralma süreci uygulanacak.
2023-2025 döneminde toplam kontenjanlarda yüzde 23’lük düşüş gerçekleştirilmişti. Bu politikanın 2026’da da kararlılıkla devam edeceği ifade edildi. Amaç, mezun sayısı ile iş gücü piyasası arasındaki dengesizliği azaltmak ve yükseköğretimde niteliği artırmak.
Özvar, akademisyen başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasının eğitim kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı.
2026 Üniversite Kontenjanları Neden Azalıyor?
Kontenjan azaltımının temel gerekçesi, mezun sayısı ile istihdam olanakları arasındaki uyumsuzluk. YÖK verilerine göre bazı bölümlerde mezun fazlası oluşurken, iş gücü piyasasında karşılığı sınırlı kalıyor.
Bu kapsamda:
İnsan kaynağı israfının önlenmesi,
Eğitimin niteliğinin artırılması,
Akademik kadro başına düşen öğrenci sayısının azaltılması,
İkinci öğretim programlarının tamamen kaldırılması,
Güncelliğini yitirmiş bölümlerin tasfiye edilmesi
hedefleniyor.
Özellikle ikinci öğretim programlarının kaldırılmasıyla 107 bin 552 kontenjan sistemden çıkarıldı. Ayrıca açıköğretimin toplam öğrenci içindeki yüzde 54’lük payının önce yüzde 40’a, ardından yüzde 30’un altına çekilmesi planlanıyor. Açıköğretim modelinin daha çok “hayat boyu öğrenme” çerçevesine kaydırılması hedefleniyor.
Hangi Bölümlerin Kontenjanı Düşürüldü?
YÖK tarafından paylaşılan verilere göre istihdam eğilimleri ve öğrenci tercihleri dikkate alınarak birçok alanda daralmaya gidildi. Kontenjanı en çok azaltılan bölümler şu şekilde sıralanıyor:
Öğretmenlik Programları
Fen Bilgisi Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği, İngilizce Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmenliği, Beden Eğitimi Öğretmenliği, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği ile Tarih Öğretmenliği programlarında önemli düşüşler yaşandı.
Sağlık Bölümleri
Beslenme ve Diyetetik en fazla azalma yaşayan alanlardan biri oldu. Eczacılık, Diş Hekimliği, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon ile Hemşirelik bölümlerinde de kontenjan daraltıldı.
Hukuk ve Sosyal Bilimler
Hukuk Fakültesi hem devlet hem vakıf üniversitelerinde azaltım kapsamına alındı. Psikoloji, İlahiyat, Sosyoloji, Felsefe ve Sosyal Hizmet programlarında da düşüş görüldü.
İktisadi ve İdari Bilimler
Uluslararası İlişkiler, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, İktisat, İşletme ve Maliye bölümlerinde kontenjanlar aşağı çekildi.
Mimarlık ve Tasarım
Mimarlık, İç Mimarlık ile Şehir ve Bölge Planlama bölümlerinde de daralma uygulandı.
İletişim Fakülteleri
Gazetecilik ile Radyo, Televizyon ve Sinema programları kontenjanı azaltılan alanlar arasında yer aldı.
Bu adımın, mezun sayısı ile iş piyasasındaki talep arasında daha dengeli bir yapı oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.
Yapay Zeka Mühendisliği Artacak mı? Geleceğin Bölümlerinde Kontenjan Yükseliyor
Klasik bölümlerde kontenjan azaltımı yapılırken, teknoloji odaklı alanlarda dikkat çekici artışlar yaşandı. YÖK’ün stratejik planlamasında dijital dönüşüm ve ileri teknoloji öncelikli alanlar arasında bulunuyor.
Kontenjanı artırılan bölümler arasında:
Yapay Zeka Mühendisliği: yüzde 63 artış
Nanoteknoloji Mühendisliği: yüzde 81 artış
Malzeme ve Nanoteknoloji Mühendisliği: yüzde 49 artış
Harita Mühendisliği: yüzde 23 artış
Siber Güvenlik Mühendisliği: belirgin artış
yer alıyor.
Yapay zeka, siber güvenlik ve büyük veri gibi alanlara daha fazla kaynak aktarılması planlanıyor. Güncelliğini yitirmiş programlardan çekilen kontenjanların bu stratejik bölümlere yönlendirildiği ifade ediliyor.
Üniversite Tercihleri Nasıl Etkilenecek?
2026 üniversite tercih döneminde adayların kontenjan daralması yaşanan bölümlerde daha yüksek puan rekabetiyle karşılaşması bekleniyor. Özellikle hukuk, psikoloji, öğretmenlik ve sağlık alanlarında taban puanların yükselmesi olası görünüyor.
Öte yandan yapay zeka mühendisliği ve siber güvenlik gibi teknoloji temelli programların daha fazla kontenjanla öğrenci alacak olması, bu alanlara yönelimi artırabilir.
YÖK’ün kontenjan planlaması, yükseköğretimde arz-talep dengesini yeniden kurmayı hedefliyor. 2026 itibarıyla hem devlet hem vakıf üniversitelerinde uygulanacak bu politika, üniversite adaylarının tercih stratejilerini doğrudan etkileyecek.