Maher Holding Sigorta Grup Başkanı Ahmet Yaşar, 2026 yılına ilişkin ekonomik beklentileri değerlendirdi. 2025’in hem küresel hem de yerel ölçekte “denge arayışı ve dayanıklılık” yılı olarak kayda geçtiğini belirten Yaşar, yeni dönemin ise hızdan çok sürdürülebilirliğe, büyümeden çok dayanıklılığa odaklanan bir stratejiyle şekilleneceğini vurguladı.
2025: Ekonomide Yeni Bir Dengelenme Süreci
2025’in yalnızca bir toparlanma yılı değil, aynı zamanda küresel ölçekte yeniden denge kurma süreci olduğunu ifade eden Yaşar, Türkiye ekonomisinde bu yılın öne çıkan başlıklarını şöyle sıraladı:
Dezenflasyon sürecinin güçlenmesi
Para politikasında sıkı duruşun sürdürülmesi
Mali disiplinde kararlılık
Finansal sistemde dayanıklılığın öne çıkması
Bu süreçte sigorta ve emeklilik sistemlerinin bankacılık sektörü kadar stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Yaşar, bu yapıların risk paylaşımı ve uzun vadeli kaynak sağlama işleviyle ekonomide yeni bir denge unsuru haline geldiğini belirtti.
2026: Büyüme Değil, Güvenceli Kalkınma Yılı
Ahmet Yaşar’a göre 2026, hızlı büyümenin değil; seçici, temkinli ve sürdürülebilir büyümenin yılı olacak. Enflasyonla mücadelede sağlanan kazanımların korunmasının kritik olduğuna dikkat çeken Yaşar, bu dönemin başlıca dinamiklerini şöyle özetledi:
Faiz oranlarında kademeli normalleşme
İç talepte kontrollü toparlanma
Yatırım kararlarında risk-getiri hassasiyeti
Finansal dayanıklılık ve şoklara hazırlık
Küresel Riskler Artıyor, Dayanıklılık Kritik Hale Geliyor
2026’ya girilirken yalnızca büyüme değil, kriz anlarına karşı dirençli ekonomik yapıların da gündeme geldiğini söyleyen Yaşar, iklim değişikliği kaynaklı afetler, siber tehditler ve tedarik zinciri kırılganlıklarının ekonomik öngörülebilirliği zayıflattığına dikkat çekti. Bu tablo, ekonomileri artık sadece büyümeye değil, şoklara karşı hazırlıklı olmaya da zorluyor.
Yeni Ekonominin Sessiz Gücü: Sigorta ve Emeklilik Sektörü
Sigorta ve emeklilik sisteminin ekonomideki stratejik konumuna özel bir parantez açan Yaşar, sektörün klasik koruma işlevinin ötesine geçtiğini belirtti.
Verilere göre, 2025 itibarıyla Türkiye sigorta sektörü:
1 trilyon TL’yi aşan prim üretimi
3 trilyon TL’ye ulaşan aktif büyüklük
2 trilyon TL’yi geçen BES ve emeklilik fonu hacmi ile
ekonominin önemli yatırım kaynaklarından biri haline geldi.
Bu yapı, hem kamu maliyesine destek sunuyor hem de afet ve sağlık gibi toplumsal risklerin yükünü paylaşarak ekonomik sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor.
“Büyümeyi Garanti Altına Almak En Az Büyümek Kadar Önemli”
Demografik değişim, genç nüfusun istihdamı ve kadınların ekonomideki etkin rolünün de 2026’da yapısal gündemin parçası olacağını vurgulayan Yaşar, finansal kapsayıcılığın artması ve tamamlayıcı emeklilik sistemlerinin güçlendirilmesinin bu dönüşümü destekleyeceğini söyledi.
“2025 bize, ekonomik başarının yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, güvenceye alınmış yapılarla da ölçülmesi gerektiğini gösterdi. Türkiye ekonomisi için mesele yalnızca büyümek değil; bu büyümeyi sürdürülebilir ve dayanıklı kılmaktır,” diyerek sözlerini tamamladı.