Yeni Birlik Gazetesi
50,9484 %0.58
58,5495 %0.6
29,6092 %1.11
3.872.275 %1.758
Yeni Birlik Gazetesi Ekonomi 694 milyon tonluk dev rezerv! Türkiye kritik minerallerde liderliğe oynuyor

694 milyon tonluk dev rezerv! Türkiye kritik minerallerde liderliğe oynuyor

IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, kritik minerallerde arz güvenliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin Beylikova’da keşfedilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementleri rezerviyle küresel liderlik şansı yakalayabileceğini söyledi.

Küresel enerji dönüşümünün hız kazandığı dönemde, kritik mineraller artık yalnızca madencilik başlığı değil; ekonomi, savunma, teknoloji ve dış politika açısından da stratejik bir mücadele alanına dönüştü. Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, Türkiye’nin doğru hamlelerle bu yarışta öne çıkabileceğini belirterek, kritik minerallerin arz güvenliği açısından hayati rol oynadığına dikkat çekti.

Güray, IICEC tarafından Türkiye’de ilk kez yayımlanan “Türkiye Kritik Enerji Mineralleri Görünümü” raporunu değerlendirirken, özellikle Eskişehir Beylikova’da tespit edilen 694 milyon tonluk nadir toprak elementleri rezervinin Türkiye için küresel ölçekte fırsat anlamına geldiğini vurguladı.

Kritik Mineraller Sadece Enerjiyi Değil, Geleceği Şekillendiriyor

Bora Şekip Güray, kritik minerallerin kullanım alanının yalnızca enerji sektörüyle sınırlı olmadığına işaret ederek, bu kaynakların elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine, çip teknolojisinden yapay zekâya, savunma sanayisinden robotik sistemlere kadar geniş bir yelpazede kullanıldığını ifade etti.

Bu kapsamda kritik minerallere olan talep hızla büyürken, üretim ve rafinaj tarafında ise ciddi bir ülkesel yoğunlaşma bulunduğu belirtiliyor.

“Çin 20 Stratejik Mineralin 19’unda Ortalama Yüzde 70 Payda”

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine dikkat çeken Güray, özellikle rafinaj aşamasında küresel dengenin tek bir ülkede toplandığını vurguladı. Güray’a göre IEA’nın stratejik kabul ettiği 20 mineralden 19’unda Çin’in ortalama yüzde 70 seviyesinde pazar payı bulunuyor.

Bu tablo, yalnızca fiyat değil aynı zamanda tedarik güvenliği riski doğurduğu için, ülkeler artık tedarik zincirlerinde çeşitlendirme arayışına yöneliyor.

Türkiye İçin Kritik Nokta: “Katma Değerli Madencilik”

Güray, Türkiye’nin en önemli avantajlarından birinin madeni çıkarıp ihraç etmek yerine, ülke içinde işleyerek rafinaj ve uç ürün üretimine geçebilmesi olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın hem dış ticaret dengesine hem de enerji güvenliğine katkı sunabileceğini söyledi.

“Türkiye’nin potansiyeli yüksek. Eğer madeni sadece çıkarıp satmak yerine, rafine edip ara ve uç ürün haline getirebilirsek ekonomik değer katlanarak artar” diyen Güray, bu sürecin uzun vadeli ve planlı bir stratejiyle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Ulusal Strateji ve Yol Haritası Çağrısı

Kritik minerallerin kısa vadeli bir gündem olmadığını söyleyen Güray, sürecin madencilik, teknoloji, yatırım, çevresel sürdürülebilirlik ve sanayi politikalarını aynı anda gerektirdiğini belirterek Türkiye’nin ulusal strateji ve yol haritası oluşturmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

Uluslararası İş Birlikleri Türkiye İçin Yeni Alan Açıyor

Güray, Türkiye’nin yalnızca iç kaynaklarına değil, stratejik iş birliklerine de odaklanması gerektiğini ifade etti. Afrika’nın bakır, kobalt ve krom açısından çok güçlü kaynaklara sahip olduğunu, ancak rafinaj ve katma değerli üretimde potansiyelini kullanamadığını söyledi.

Latin Amerika’da “lityum üçgeni” olarak bilinen bölgede ise dünya lityum rezervlerinin önemli bir kısmı bulunuyor. Bu coğrafyaların, Türkiye için üretim ve tedarik zinciri ortaklıkları açısından fırsat sunduğu belirtiliyor.

Öte yandan Avrupa Birliği’nin tedarik çeşitlendirme hedefi, Türkiye’nin coğrafi konumunu daha da kritik hale getiriyor. Güray’a göre Türkiye, bu denklemde yalnızca alıcı değil aynı zamanda bölgesel tedarik ve işleme merkezi rolü üstlenebilir.

694 Milyon Tonluk Beylikova Rezervi: “Madenden Mıknatısa Zincir Kurulmalı”

Nadir toprak elementlerinin elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar başta olmak üzere rüzgar enerjisinde yoğun kullanıldığını hatırlatan Güray, burada asıl kritik noktanın rezervin işlenebilir zincire dönüşmesi olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin Beylikova’daki dev rezervini sadece maden olarak değerlendirmesinin yeterli olmayacağını söyleyen Güray, “madenden mıknatısa” uzanan üretim hattının ülkede kurulması gerektiğini belirtti.

Bu zincir kurulursa her aşamada katma değer artarak Türkiye’ye ekonomik ve stratejik güç kazandırabilir.

2053 Uyarısı: Talep Artışı Türkiye İçin Risk de Fırsat da

Raporda yer alan projeksiyonlara göre kritik minerallerde talep artışı, enerji dönüşümüyle birlikte sert bir ivme kazanabilir.

Güray’ın aktardığına göre:

Bakır talebi 2053’e kadar bugüne kıyasla 3 ila 4 kat artabilir.
Nadir toprak elementlerinde ise 5 katı aşan, bazı senaryolarda 10 kata yaklaşan yükseliş öngörülüyor.

Bu artışın, Türkiye’nin katma değerli üretim kapasitesi kuramazsa dışa bağımlılığını büyüteceği uyarısı yapılıyor. Ancak aynı tablo, doğru planlama ve yatırım ile Türkiye’ye bölgesel ve küresel aktör olma fırsatı da sunuyor.