Yeni Birlik Gazetesi
53,8649 %0.5
63,0806 %0.57
32,8406 %1.05
2.993.415 %2.38
Yeni Birlik Gazetesi Ekonomi AB Nüfusunda Kritik Dönemeç: 2029'dan Sonra Gerileme Başlıyor

AB Nüfusunda Kritik Dönemeç: 2029'dan Sonra Gerileme Başlıyor

Avrupa Birliği'nin nüfusunun 2029 yılında zirve yaptıktan sonra düşüşe geçmesi beklenirken, yaşlı nüfusun hızla artması iş gücü piyasasından sosyal güvenlik sistemine kadar birçok alanda yeni zorlukları beraberinde getirecek.

KAYNAK: AA

AB nüfusu 2029'dan sonra gerilemeye başlayacak

Avrupa Birliği, önümüzdeki yıllarda demografik yapısında köklü bir dönüşüm yaşayacak. AB Komisyonu'nun hazırladığı yeni rapor, Birlik nüfusunun 2029 yılında en yüksek seviyeye ulaştıktan sonra uzun vadeli bir düşüş sürecine gireceğini ortaya koyarken, yaşlı nüfusun hızla artmasının ekonomik ve sosyal dengeleri yeniden şekillendireceğine işaret etti.

Nüfus artışı yerini gerilemeye bırakacak

"AB'de Demografik Dönüşüm: Değişimi Anlamak ve Sonuçlarına Uyum Sağlamak" başlıklı rapora göre, Avrupa Birliği'nin nüfusu 1960 yılında 354,5 milyon seviyesindeyken 2025 yılı başında 450,6 milyona ulaştı. Ancak son yıllarda nüfus artış hızındaki belirgin yavaşlama dikkat çekiyor.

Projeksiyonlara göre AB nüfusu 2029 yılında yaklaşık 453,3 milyon kişiyle en yüksek seviyesine ulaşacak. Bu tarihten sonra ise nüfusun sürekli azalacağı öngörülüyor. Birlik nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 445 milyona, 2100 yılına gelindiğinde ise 398,8 milyon kişiye gerilemesi bekleniyor. Böylece yüzyılın sonunda nüfusun bugünkü seviyesinin yaklaşık yüzde 12 altında kalacağı tahmin ediliyor.

Göç nüfus artışının temel unsuru haline geldi

Rapor, Avrupa'da doğal nüfus artışının uzun süredir negatif seyrettiğini de ortaya koydu. Doğum sayısının ölüm sayısının altında kalması nedeniyle, son yıllarda görülen nüfus artışının büyük ölçüde göç hareketlerinden kaynaklandığı vurgulandı.

Bu tablo, göçün Avrupa'nın demografik yapısındaki rolünü daha da önemli hale getirirken, gelecekte iş gücü piyasasının sürdürülebilirliği açısından da belirleyici unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Avrupa hızla yaşlanıyor

Rapora göre Avrupa'da yaşlanma eğilimi giderek güçleniyor. 2025 yılı itibarıyla AB'de ortanca yaş 44,9'a yükselirken, en genç nüfus yapısına sahip ülke 39,6 yaş ortancasıyla İrlanda oldu. En yaşlı nüfusa sahip ülke ise 49,1 yaş ortancasıyla İtalya olarak öne çıktı.

Demografik projeksiyonlar, ortanca yaşın 2100 yılına kadar 51,5'e yükselmesini öngörüyor. Aynı dönemde 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payının mevcut seviyesinden önemli ölçüde artarak 2050'de üçte bire yaklaşması bekleniyor.

80 yaş üzerindeki nüfus hızla artacak

Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte ileri yaş grubundaki nüfusun da belirgin şekilde büyüyeceği tahmin ediliyor.

Bugün AB nüfusunun yaklaşık yüzde 6'sını oluşturan 80 yaş ve üzerindeki bireylerin oranının, 2100 yılına kadar yüzde 15'in üzerine çıkacağı öngörülüyor. Bu gelişmenin sağlık hizmetleri, bakım sistemleri ve sosyal güvenlik harcamaları üzerinde ilave baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Çalışan nüfusun yükü ağırlaşacak

Raporda, yaşlı bağımlılık oranındaki artışın Avrupa ekonomisi açısından önemli sonuçlar doğuracağına dikkat çekildi.

2025 yılında her 100 çalışma çağındaki kişiye karşılık 34 yaşlı düşerken, bu oranın 2050 yılında 50'nin üzerine çıkması, 2100 yılı itibarıyla ise 60'ı aşması bekleniyor. Bu değişim, emeklilik sistemlerinden iş gücü piyasasına kadar birçok alanda kapsamlı politika değişikliklerini gündeme getirebilir.

Yaşam süresi uzamaya devam edecek

Sağlık hizmetlerindeki gelişmeler ve yaşam koşullarındaki iyileşme, Avrupalıların ortalama yaşam süresini artırmayı sürdürüyor.

Rapora göre doğuşta beklenen yaşam süresi 2024 itibarıyla 81,5 yıla ulaştı. Kadınlarda ortalama yaşam süresi 84,1 yıl, erkeklerde ise 78,9 yıl olarak hesaplandı. Mevcut eğilimin devam etmesi halinde 2100 yılına kadar kadınlarda ortalama yaşam süresinin 90 yılı, erkeklerde ise 86 yılı aşması bekleniyor.

Demografik görünüm, Avrupa Birliği'nin önümüzdeki on yıllarda nüfusun küçülmesi, yaşlı nüfusun büyümesi ve iş gücü dengesinin değişmesi gibi birbirini besleyen yapısal dönüşümlerle karşı karşıya kalacağını ortaya koyuyor. Bu süreçte göç politikaları, sosyal güvenlik sistemleri, sağlık altyapısı ve çalışma hayatına yönelik reformların Birliğin en önemli gündem başlıkları arasında yer alması bekleniyor.