Türkiye ile Almanya arasındaki köklü ilişkiler, hem diplomatik protokollerde hem de sahada ciddi bir yapısal dönüşümden geçiyor. Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan, iki ülke arasındaki çok boyutlu temasların sıradan ikili görüşmelerin ötesine geçerek stratejik bir derinlik kazandığını vurguladı. Ankara-Berlin ilişkilerinde ekonomi, savunma ve vize süreçleri başta olmak üzere pek çok kritik başlıkta yeni pencereler açılıyor.
12 Yıllık Aranın Ardından Stratejik Diyalog Mekanizması Devrede
İki müttefik ülke arasındaki siyasi diyaloğun en somut göstergelerinden biri, geçtiğimiz ay Berlin’de atılan tarihi adımlarla tescillendi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Almanya ziyaretiyle birlikte, Türkiye-Almanya Stratejik Diyalog Mekanizması tam 12 yıllık bir kesintinin ardından üçüncü kez toplandı. Diplomatik kulislerde büyük yankı uyandıran bu zirve öncesinde iki ülkenin siyasi genel müdürleri bölgesel ve küresel denklemleri masaya yatırdı. Bakanlar düzeyindeki eş güdüm ise geleceğe yönelik stratejik kararların alınmasını sağladı.
JETCO ve Enerji Forumu ile Ekonomide Yeni Dönem
Almanya, Türkiye için "en büyük ticari ortak" ve "en büyük turist kaynağı" olma unvanını korurken, bu bağlar yeni kurumsal enstrümanlarla perçinleniyor. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche’nin Ankara ziyareti, ekonomik ortaklığın yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdi. Ankara'da eş zamanlı olarak düzenlenen 6. Türkiye-Almanya Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) ve 7. Enerji Forumu, uzun süredir mutfakta hazırlığı yapılan dev projelerin hayata geçirilmesi için zemin hazırladı. Büyükelçi Turan, zaten ilerleme kaydeden ticari ilişkilerin bu yeni hamlelerle çok daha güçlü bir ivme yakalayacağını belirtti.
Akdeniz'den Kuzey Denizi'ne Uzanan Savunma İşbirliği
İki ülke arasındaki ortaklığın en dikkat çekici ayaklarından birini ise güvenlik ve savunma sanayii oluşturuyor. Yılbaşından bu yana Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı seviyesinde Almanya'ya gerçekleştirilen üst düzey ziyaretler, askeri diplomasiyi hareketlendirdi. NATO tatbikatları kapsamında Türkiye’nin askeri personeli ve yerli üretim gururu TCG Anadolu gemisi, Kuzey Denizi’ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada gövde gösterisi yaptı. Türk askeri unsurlarının Almanya’nın stratejik Kiel Limanı’nı ziyareti ise ilişkileri daha da derinleştirme kararlılığının bir sembolü oldu. Tarafların şimdiki hedefi, geçmişte Angela Merkel döneminde bir kez uygulanan "Hükümetler Arası İstişareler" mekanizmasını yeniden canlandırarak ilişkileri en üst düzeyde kurumsallaştırmak.
Türkiye Küresel Diplomasinin Ev Sahibi: NATO ve COP31 Zirveleri
Büyükelçi Turan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde üstleneceği küresel rollerin altını çizdi. Zorlu bir küresel konjonktürden geçilirken temmuz ayında başkent Ankara, tarihi bir NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. İttifaka 1952’den beri kesintisiz katkı sunan Türkiye, bu dev zirveye tam bir koordinasyonla hazırlanıyor. Kasım ayında ise dünya iklim diplomasisinin kalbi Antalya’da atacak. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), küresel liderleri Antalya'da bir araya getirecek. Turan, bu prestijli organizasyonların Türkiye’nin uluslararası ağırlığını bir kez daha tescilleyeceğini ifade etti.
Vize Krizinde İstanbul Modeli: "Daha İyileştirilmesi Gereken Alan Var"
Kamuoyunun en büyük beklentilerinden biri olan Schengen vizesi krizi, Ankara-Berlin hattındaki her görüşmenin adeta "demirbaş maddesi" konumunda. Büyükelçi Turan, yaşanan sıkıntıların farkında olduklarını ve Alman ortakların bu konuda bazı pratik çözümler geliştirdiğini aktardı. Özellikle iş dünyası, öğrenciler ve sanatçılar gibi öncelikli gruplar için esneklik adımları atılmaya başlandı.
Vize bürokrasisini azaltmak adına dikkat çekici bir hamle yapan Almanya, Türkiye’deki personel sayısını artırdı. Öyle ki, İstanbul’daki Alman Başkonsolosluğu şu an dünyada en fazla vize memurunun görev yaptığı Alman misyonu haline geldi. Dijitalleşme süreçlerinin de hızlandırıldığını belirten Turan, tüm bu adımlara rağmen şikayetlerin sürdüğünü gizlemedi. Durumu Almanca bir deyim olan "Da ist Luft nach oben" (Daha iyileştirilmesi gereken alan var) sözüyle özetleyen Turan, sorunun sadece Almanya ile sınırlı olmadığını, nihai çözüm için Brüksel ve AB nezdinde de diplomatik girişimlerin kararlılıkla sürdürüldüğünü sözlerine ekledi.