Yeni Birlik Gazetesi
55,1696 %0.05
64,5646 %0.09
33,7799 %0.21
3.026.696 %-0.51
Yeni Birlik Gazetesi Ekonomi Asgari ücret için "Almanya modeli" önerisi

Asgari ücret için "Almanya modeli" önerisi

Milyonlarca çalışanı ilgilendiren 2027'de geçerli olacak yeni asgari ücret için görüşmeler aralık ayında başlayacak. Bu yıl 28 bin 75 TL olan asgari ücretin ne kadar zamlanacağı büyük merak konusuyken HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan'dan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun mevcut yapısına yeni eleştiriler geldi.

Aralık ayında başlayacak yeni asgari ücret görüşmeleri öncesinde HAK-İŞ'ten dikkat çeken bir çıkış geldi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısı değişmezse işçilerin yine masada olmayacağını söyledi. Arslan, 2027'de geçerli olacak yeni asgari ücretin belirlenmesi için "Almanya modelini" önerdi.

Komisyondaki temsil yapısının daha adil ve işleyişinin daha demokratik hale getirilmesini isteyen Arslan, değişiklik yapılmaması halinde işçi tarafının görüşmelere katılmayabileceğini söyledi.

TÜRK-İŞ görüşmelere katılmamıştı


Arslan, geçen yıl komisyonun yapısına itiraz ederek görüşmelere katılmayan TÜRK-İŞ'in kararını desteklediklerini belirterek, "Bu değişiklik olmadığı, TÜRK-İŞ de aynı kararlılığını devam ettirdiği sürece işçiler yine masada olmayacaktır" dedi.

İşveren ve hükümet tarafından belirlenen 2026 yılı asgari ücret rakamının çalışanların talep ve beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu ve aylar içerisinde enflasyon karşısında eridiğini savunan Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biz TÜRK-İŞ'in ve Sayın Genel Başkan Ergün Atalay'ın bu kararını destekliyoruz. Bu konuda TÜRK-İŞ ile birlikte hareket etmeye hazırız. Aralık ayında başlayacak asgari ücret görüşmeleri öncesinde Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısının, temsilde daha adil ve işleyişte daha demokratik olacak şekilde güncellenmesini istiyoruz."

Asgari ücret için "Almanya modeli" önerisi


HAK-İŞ'in önerisi ise asgari ücretin belirlenme yönteminin değiştirilmesi.

Arslan, işçi ve işveren temsilcilerinin bir hakem başkanlığında doğrudan müzakere ettiği bir sistem önerdiklerini söyledi. Bu modelde hükümet ücret pazarlığının tarafı olmak yerine, işçi ve işverenin üzerinde uzlaştığı rakamı ilan ediyor.

Arslan, "Asgari ücretin belirlenmesi sürecinde Almanya modelini öneriyoruz. Bu modelde, işçi ve işveren kesimi bir hakem başkanlığında kendi aralarında müzakere ediyor. Hükümet ise burada tarafların üzerinde uzlaştığı rakamı ilan ediyor. Böyle bir modelle hem çalışanların beklentilerini karşılayan hem de toplumsal huzuru güçlendiren bir asgari ücret politikasının hayata geçirilmesi mümkün olacaktır." ifadelerini kullandı.

"Hükümet işçiyi masada istiyorsa harekete geçmeli"


İşçi tarafının yer almadığı görüşmelerden çıkacak ücretin çalışanlar tarafından kabul görmeyeceğini savunan Arslan, aralık ayına kadar komisyonun yapısını değiştirmek için yeterli zaman bulunduğunu belirtti.

Hükümet ve işveren tarafına çağrıda bulunan Arslan, bağımsız, objektif verilere dayanan ve ücretin belirlenmesinde esas yetkinin işçi ile işveren temsilcilerinde olduğu yeni bir mekanizma kurulmasını istedi.

"Artık geçim ücreti haline geldi"


Asgari ücretin milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle "Türkiye'nin en büyük toplu iş sözleşmesi" niteliğinde olduğunu söyleyen Arslan, ücret belirlenirken sadece tek bir çalışanın ihtiyaçlarının dikkate alınmaması gerektiğini savunarak  şöyle devam etti:

"Milyonlarca emekçiyi ilgilendiren ve bu yönüyle Türkiye'nin en büyük toplu iş sözleşmesi niteliğindeki asgari ücretin, çok daha güçlü, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir komisyon yapısıyla belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Asgari ücret, ülkemizde artık yalnızca 'asgari' bir ücret değil, çalışanların önemli bir kısmının geçim ücreti haline gelmiştir. HAK-İŞ olarak asgari ücretin bir kişiyi değil, dört kişilik bir ailenin insanca yaşam koşullarını esas alması gerektiğini savunuyoruz.

Gıda, kira, ulaşım, enerji ve eğitim gibi zorunlu harcamaların merkeze alındığı, gerçekçi ve kapsayıcı kriterlere dayanan bir yaklaşım ile daha güçlü, daha gerçekçi ve daha adil kriterlere ihtiyaç olduğu açıktır."