Küresel piyasalar yılın ilk yarısında Orta Doğu merkezli jeopolitik gerilimler, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve merkez bankalarının sıkı para politikalarıyla çetin bir sınav verdi. Tüm bu baskı unsurlarına rağmen, Avrupa hisse senedi piyasaları yılın ilk altı aylık periyodunu yatırımcısını memnun eden bir performansla, artı bölgede tamamlamayı başardı.
Avrupa kıtasının genel performansını ölçen Stoxx Europe 600 endeksi, 30 Haziran itibarıyla 641,73 puana ulaşarak ilk yarıda yüzde 8,4’lük bir prim yaptı. Yıl içinde gördüğü en dip noktadan bu yana yüzde 14,8’lik güçlü bir ralliye imza atan endeks, altı aylık kapanışını tarihi zirvesinin yalnızca yüzde 0,3 altında gerçekleştirdi.
Zirvenin Sahibi İtalya: Akdeniz Rüzgarı Borsaları Sürükledi
Yılın ilk yarısında Avrupa’nın lokomotif ekonomileri arasında en dikkat çekici performans Akdeniz havzasından geldi. İtalya borsası, rakiplerine açık ara fark atarak ilk yarının şampiyonu oldu.
İtalya (FTSE MIB): Dönemi 51.682,43 puandan kapatarak yüzde 15'lik getiriyle Avrupa'nın en çok kazandıran endeksi oldu. Yıl içinde en düşük 41.616,11 puanı gören endeks, haziran ayında kaydettiği zirvesinden yüzde 24,2’lik bir yükseliş trendi yakaladı.
İspanya (IBEX 35): 2025 yıl sonu kapanışına göre büyük bir sıçrama gerçekleştirerek 19.471,90 puana ulaştı ve yüzde 12,5’lik kazançla İtalya’yı takip etti.
İngiltere (FTSE 100): İlk altı ayda yüzde 5,7’lik sınırlı bir yükselişle 10.497,12 puana adım attı.
Fransa (CAC 40): İstikrarlı ama temkinli bir seyir izleyerek yüzde 3,6 kazançla 8.403,99 puana tırmandı.
Almanya (DAX): Avrupa'nın en büyük ekonomisi ise dönem boyunca en sönük performansı göstererek yüzde 2,1 artışla 24.995,81 puanda kaldı.
Hürmüz Boğazı’ndaki Enerji Krizi Maliyetleri Tırmandırdı
Avrupa piyasalarının ilk yarıdaki en büyük karın ağrısı, şubat ayının sonunda Orta Doğu'da patlak veren ABD/İsrail-İran gerilimi oldu. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durma noktasına gelmesi, küresel petrol arzının beşte birini riske atarak enerji fiyatlarında şok yükselişleri beraberinde getirdi.
Enerji ithalatına göbekten bağlı olan Avrupa genelinde; havacılık, otomotiv, kimya ve lojistik gibi dev sektörler maliyet baskısı altında ezildi. Buna karşın, petrol ve doğal gaz üreticisi şirketlerin hisseleri, yükselen emtia fiyatlarının desteğiyle endekslerden pozitif ayrışmayı başardı. Haziran ayında ABD ve İran arasında sağlanan geçici mutabakat, petrol fiyatlarını savaş öncesi seviyelere çekerek piyasalara derin bir nefes aldırsa da, bölgedeki mayın riski ve kırılgan ateşkes jeopolitik risk priminin tamamen silinmesini engelledi.
Enflasyon Kıskacındaki ECB’den Faiz Hamlesi
Enerji şokunun tetiklediği enflasyonist baskılar, Avrupa Merkez Bankası’nı (ECB) haziran ayı toplantısında harekete geçmeye zorladı. Banka, fiyat istikrarını sağlamak adına üç temel politika faizini 25 baz puan artırdı.
Yeni kararla birlikte mevduat faizi yüzde 2,25’e, ana refinansman faizi yüzde 2,40’a yükseltildi. ECB’nin 2026 yılı enflasyon tahminini yüzde 3 olarak koruması ve büyüme üzerindeki aşağı yönlü risklere dikkat çekmesi piyasalardaki temkinli duruşu artırdı. Diğer yandan, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri yüzde 3,50-3,75 bandında sabit tutması ve şahin tonlu açıklamaları, küresel tahvil faizlerini tırmandırarak Avrupa hisselerinde oynaklığı diri tuttu.
Savunma Sanayii Borsaların Can Simidi Oldu
Avrupa borsalarının yılın ilk aylarındaki güçlü seyrini destekleyen en önemli katalizör, savunma harcamalarındaki küresel artış oldu. Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin askeri kapasitelerini modernize etme ve genişletme planları, havacılık ve savunma hisselerine adeta doping yaptı. Kamu harcamalarının ekonomiyi canlandıracağı beklentisi, özellikle yılın ilk çeyreğinde Alman DAX endeksini rekor seviyelere taşıdı. Ancak dönem sonuna doğru, aşırı değerlenen bu hisselerde gelen kar satışları yükseliş hızını kesti.
Gümrük Vergisi Krizi ve Çin Rekabeti
Dış ticaret cephesinde ise ABD’nin tarife politikaları ana gündem maddesiydi. Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu yüzde 10’luk ek gümrük vergileri ihracatçı Avrupalı şirketleri baskılasa da, Washington’ın Avrupa Birliği ile yapılan anlaşma sınırlarına sadık kalacağını açıklaması olası bir ticaret savaşının önüne geçti. Ancak Avrupalı devler için riskler bitmiş değil; Çin’in hızla büyüyen elektrikli araç pazarı ve agresif küresel rekabeti, özellikle Avrupalı otomotiv üreticileri üzerinde baskı unsuru olmaya devam ediyor.