Küresel piyasalar ve jeopolitik kırılganlıklar Türkiye ekonomisinin dış denge dinamiklerini test etmeye devam ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) kurumsal blog sayfası "Merkezin Güncesi"nde yayımlanan son analiz, 2026 yılının şubat ayında patlak veren ABD/İsrail-İran Savaşı'nın gölgesinde geçen ikinci çeyreğe ışık tuttu.
Kıdemli Ekonomist Yasemin Barlas ve Başuzman Şebnem Oğuz tarafından kaleme alınan "Jeopolitik Gelişmeler Dış Ticareti Nasıl Şekillendirdi?" başlıklı çalışma, savaşın tetiklediği enerji şokuna rağmen Türkiye’nin dış ticaret görünümünde beklenenin aksine güçlü bir direnç gösterdiğini ortaya koydu.
Enerji Şokuna Karşı İhracat Kalkanı
Analiz verilerine göre, Orta Doğu'da başlayan sıcak çatışmalar küresel enerji piyasalarında hızla fiyat artışlarına yol açtı. İkinci çeyrekte Brent petrolün varil fiyatı yıllık bazda yüzde 55,2, doğal gaz fiyatları ise yüzde 28,2 oranında tırmandı. Bu durum, Türkiye'nin takvim etkisinden arındırılmış enerji ithalat faturasını yıllık bazda yüzde 32,4 yukarı taşıdı.
Ancak ekonomistler, enerji fiyatlarındaki bu tırmanışın cari işlemler dengesini tek başına bozmaya yetmediğine dikkat çekiyor. Tarihsel korelasyonlar incelendiğinde, net enerji ithalatı ile cari denge arasındaki bağın mutlak bir kural olmadığı, cari dengenin asıl belirleyicisinin ihracat performansı, hizmet gelirleri ve iç talep kompozisyonu olduğu vurgulanıyor. Türkiye, 2022 yılındaki Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki görünümün aksine, bu dönemde enerji maliyetlerini güçlü ihracat performansı ile dengelemeyi başardı.
Hürmüz Boğazı Krizinin İhracata Yansıması
Savaşın ilk günlerinde, mart ayında Orta Doğu pazarına yapılan ihracatta keskin bir gerileme yaşansa da ikinci çeyrekte bu kayıplar hızla telafi edildi. İhracattaki bu hızlı toparlanmanın arkasında ise küresel tedarik zincirlerindeki zorunlu eksen kayması yer alıyor.
Navlun ve Süre Avantajı: Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Uzak Doğu menşeili sevkiyatlarda teslim sürelerinin uzaması, sigorta ve navlun maliyetlerinin fırlaması, Avrupalı alıcıları Türkiye'ye yöneltti.
İhtiyati Alımlar Ön Planda: Saha görüşmelerinden elde edilen verilere göre, özellikle Avrupa kaynaklı siparişlerde "ihtiyati ve öne çekilen talep" eğilimi hakim oldu. Bu durum kimyasal ürünler ve ana metal sektörlerinde ihracatı sırtlarken, tedarikçi çeşitlendirme arayışı ise tekstil ve hazır giyim sektörlerine can suyu oldu.
Savunma Sanayisinde Yapısal Dönüşüm Meyvelerini Veriyor
Türkiye'nin dış ticaret dengesindeki iyileşmeyi kalıcı hale getiren en önemli yapısal faktörlerden biri de yüksek katma değerli üretim oldu. Son yıllarda savunma sanayisine yapılan yoğun teknoloji ve kapasite yatırımları, küresel jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde ihracata çarpan etkisi yaptı. Savunma sanayisinin toplam ihracat içindeki payı son dört yılda yaklaşık 2,3 puanlık bir artış göstererek yüzde 4 seviyesine ulaştı. Küresel talebin bu sektöre kayması, yapısal dönüşümün dış ticaret dengesine olan pozitif katkısını daha da görünür kıldı.
Sıkı Para Politikası ve İç Talebin İthalata Fren Etkisi
Dış ticaret dengesindeki olumlu tablonun diğer ayağını ise ithalatın kompozisyonundaki değişim oluşturdu. Sıkı para politikasının iç talebi soğutma yönündeki etkileri, ikinci çeyrek ithalat verilerinde net bir şekilde gözlendi.
Bu dönemde ithalattaki artışın tamamı enerji ithalatından kaynaklanırken, enerji dışı ithalatta gerileme kaydedildi. Yatırım ve tüketim malları ithalatındaki düşüş trendi, kredi kartı harcamaları gibi yüksek frekanslı öncü verilerle de teyit edildi. Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de iç talepteki zayıflığa karşın firmaların ihracat siparişi beklentilerinin güçlü kaldığına işaret etti.
Cari Açıkta Riskler Azalıyor Analizin sonuç bölümünde, sıkı para politikasının iç talebi dengeleyici rolü ve ihracattaki güçlü momentumun enerji faturasını başarıyla absorbe ettiği belirtildi. Ekonomistler, jeopolitik risklerin görece hafiflemesiyle birlikte enerji fiyatlarında başlayan normalleşme süreci de dikkate alındığında, savaşın cari açık üzerinde yarattığı yukarı yönlü risklerin önceki aylara kıyasla belirgin şekilde azaldığı değerlendirmesinde bulundu.