Küresel enerji piyasalarında Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük ham petrol akışının 17,5 milyon varil seviyesine ulaşarak kriz öncesi hacminin yüzde 98'ine yaklaşması, varil fiyatlarındaki sert geri çekilme beklentisini artırmıştı. Ancak artan lojistik maliyetler, küresel rezervlerdeki kritik erime ve jeopolitik risk primleri brent petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesinde tutunmasına yol açıyor. Piyasa tamponlarının daralması, olası yeni bir arz krizine karşı küresel ekonomiyi savunmasız bırakıyor.

Küresel emtia piyasalarını uzun yıllardır takip eden bir analist gözüyle değerlendirdiğimizde; sevkiyat rotalarının fiziksel olarak açık olması, nihai ürünün tüketiciye ulaştığı maliyeti doğrudan düşürmeye yetmiyor. Sevkiyat riskleri nedeniyle uzayan rota süreleri, navlun fiyatları ve gemiden gemiye yapılan transfer adımları, petrol fiyatlarının üzerindeki baskının en somut göstergesi olarak öne çıkıyor.
ABD stratejik rezervlerinde 1982 yılından bu yana görülen en derin düşüş
Energy Aspects ve bağımsız veri kaynaklarının raporlarına göre küresel petrol stokları, krizin derinleştiği ilk dönemden bu yana yaklaşık 400 milyon varilden fazla eriyerek 4,3 milyar varil seviyesine çekildi. Stoklardaki en radikal daralma ise Amerika Birleşik Devletleri tarafında yaşandı.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verileriyle de desteklenen süreçte, ABD Stratejik Petrol Rezervleri (SPR) üst üste 28 hafta boyunca gerileyerek 283 milyon varil seviyesine düştü. Bu rakam, 1982 yılından bu yana kaydedilen en düşük stok seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Lojistik maliyetlerde %319'luk dev artış
Tedarik zincirinde yaşanan aksamalar ve güvenlik kısıtlamaları nedeniyle tankerlerin daha uzun rotaları tercih etmesi, navlun ücretlerinde tarihi rekorlara yol açtı. Batı Afrika portalından Çin limanlarına yapılan ham petrol taşımacılığında varil başına düşen nakliye maliyeti, temmuz ayındaki 6,50 dolar seviyesinden %319 oranında artarak 27,22 dolara yükseldi.